"Dabbetü'l-arz denilen ağaç kurtlarıdır ki insanların kemiklerini ağaç gibi kemirecek,.." Bu tarz te'villerin kişiyi Ehl-i sünnet dışına çıkaracağını söyleyip itiraz ediyorlar. Bilgi verir misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
Manası müteşabih olan (açık olmayıp kapalı olan) ayet ve hadisleri ilimde rasih (sağlam ve derin) olanların tevil ve tabir etmesi, ne zamandan beri Ehl-i sünnet dışı olarak kabul ediliyormuş. Bu sözü diyenler ya Ehl-i sünneti bilmiyorlar ya da Üstad'a karşı bir garazları var.
İslam tarihinde bu mefhumlar üzerinde birçok farklı tevil ve tefsirler yapılmış. Şayet bu tevillerin tamamı Ehl-i sünnet dışı olarak kabul edilirse, Ehl-i sünnet âlimlerinin hepsinin dalalete girmiş olması gerekir.
"Belki, اِلاَّ دَابَّةُ اْلاَرْضِ تَأْكُلُ مِنْسَأَتَهُ ["Asâsını kemirmekte olan bir ağaç kurdu." (Sebe', 34/14)] âyetinin işaretiyle o hayvan, dâbbetü'l-arz denilen ağaç kurtlarıdır ki; insanların kemiklerini ağaç gibi kemirecek, insanın cisminde dişinden tırnağına kadar yerleşecek. Mü'minler iman bereketiyle ve sefahet ve su-i istimalâttan tecennübleriyle kurtulmasına işareten, âyet, iman hususunda o hayvanı konuşturmuş."(1)
"Kıyamet hakkındaki sözün gerçekleşme zamanı yaklaşınca onlara yerden bir dabbe (canlı) çıkarırız. O da insanların bizim ayetlerimize, (özellikle kıyamete dair ayetlerimize) inanmadıklarını söyler."(Neml, 27/82)
Dâbbe kelimesi "canlı, hareket eden varlık" demektir. Kelime manasından hareketle tren, otomobil gibi şeylere de "dâbbe" denebilir. Mesela, bin yıl önce yaşamış birisini hayalen günümüze getirsek, yüz vagonlu treni görse "işte bu dâbbetü'l-arz" diyebilir. Ama bu kelime daha çok hayvanlar için kullanılır.
Burada "Dâbbetü'l-arz acaba tek bir fert midir? Yoksa bir tür müdür?"suali hatıra gelebilir. Tek bir ferdin o kadar insana muhatap olması düşünülemez. Bu durumda onu bir tür olarak görmek daha uygun olacaktır.
Dâbbenin ne olduğu hususunda değişik izahlar yapılmaktadır. Mesela Hz. Ali'nin şöyle dediği nakledilir: "Bundan murat kuyruklu değil sakallı dâbbedir." Böyle bir bakışta onun bazı şerli insanlara işaret ettiği anlaşılabilir.
Dâbbeye "AİDS mikrobu" diyenler, "Televizyon" şeklinde değerlendirenler vardır. Hatta "robotlar olabilir" görüşünü ileri sürenler de vardır. Bu son görüşe, zaman gelecek insan eliyle yapılan ve yapay bir zekâ verilen robotlar, "efendilerinin" sözünü dinlemeyecekler, insan medeniyetini alt üst edeceklerdir.
AİDS Dâbbe mi?
Bu noktada hatıra AİDS mikrobu gelebilir. Çünkü bu mikrop daha çok gayr-i meşru beraberliklerin neticesinde bulaşmaktadır. Tarih boyunca gayr-i meşru beraberlikte bulunanlar daima olmuştur ama hiçbir zaman bu beraberlikler günümüzdeki çılgınlık boyutlarına varmamıştır. Bu açıdan AİDS mikrobunu İlahi bir ceza olarak değerlendirmek gayet makul görülmektedir.
Hatta Hz. Süleymanla alakalı Kur'anda anlatılan şu hâdise, dâbbenin bu cihetine bir işaret olarak görülebilir:
Hz. Süleyman'ın, cinleri büyük binalar, heykeller vb. yapımında çalıştırması anlatıldıktan sonra, şöyle denilmektedir:
"Eceli gelip de Süleyman'ın ölümüne hükmettiğimizde asasını kemirmekte olan bir ağaç kurdu (dâbbetü'l- arz) ölümünü onlara fark ettirdi. Süleyman yere düşünce, cinler anladılar ki, eğer kendileri gaybı bilselerdi, o meşakkatli işe devam edip durmazlardı." (Sebe, 34/14).
Rivayete göre Hz. Süleyman onları bu işte çalıştırırken bastonuna yaslanır, bu şekilde onları kontrol ederdi. Ama bu haldeyken Azrail (as) gelip ruhunu kabzetti. Cinler O’nun vefat ettiğini anlamadılar, çalışmaya devam ettiler. Bir ağaç kurdu O’nun bastonunu kemirince, bastonu kırıldı, Hz. Süleyman yere düştü. Cinler O’nun vefatını ancak o zaman anladılar. Şayet gaybı bilselerdi bu şekilde bir azap içinde çalışmaya devam etmezlerdi.
İşte bu dâbbe Hz. Süleymanın bastonunu kemirdiği gibi, dâbbetü'l- arz dahi AİDS mikrobu şeklinde veya başka bir şekilde haddini aşan bazı insanları kemirip onları mağlup etmesi mümkündür.(2)
Görüldüğü gibi dabbe konusunda o kadar çok farklı ve değişik görüşler var. Bunların hepsi de Ehl-i sünnet âlimlerince yapılmıştır. Bunlara Ehl-i sünnet dışı demek tam bir safsata ve cehalet olur. Dalalet ve sapkınlık manası muhkem ayetleri çarpıtma ile olur, böyle manası müteşabih ayet ve hadislere farklı izahlar getirmek dalalet değil, zenginliktir.
Dipnotlar:
(1) bk. Şualar, Beşinci Şua.
(2) bk. Dabbetü'l-Arz.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
Peki Üstad'dan önce böyle bir şey diyen âlim olmuş mu?..
Olması gerekmiyor; bu bir yorum ve içtihat meselesidir. Üstadımız, bu gibi müteşabih ayet ve hadisleri tefsir usulü içinde günümüze göre yorumluyor...