"Demek, Allah'a giden yolların sayısı mahlukatın nefesleri adedince, hakikattır, mübalağa değil." İzah eder misiniz? Üstad burada niçin, "belki nakıstır" demiş?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

اَلطُّرُقُ اِلَى اللّٰهِ بِعَدَدِ اَنْفَاسِ الْخَلاَئِقِ (Allah'a giden yollar, mahlukâtın nefesleri sayısıncadır.) hakikattir, mübalâğa değil; belki nâkıstır."(1)

Bir elmanın kendi nefsine bakan bir yön varsa, mucidi ve sanatkârı olan Allah’a bakan yüzlerce yönü vardır. Sadece nefes alan canlıların sayısını, bir çift karasineği bir baharda beş buçuk milyar olduğunu düşündüğümüzde bu sayı çok eksik kalır.

Mesela, yeryüzünde nefes alan canlı sayısını bir trilyon olarak kabul etsek, Allah’ın varlığına ve birliğine işaret eden deliller katrilyonları geçer. İkisi mukayese edildiğinde bu ifadenin ne kadar nakıs kaldığı anlaşılır.

Özet olarak, canlıların nefes sayısı gerçek delillerin sayısının yanında milyonda bir kalır. Öyle ise yukarıdaki ifade değil mübalağa, belki eksik bile kalır, denilmek sureti ile tevhidin sayısız delillerine işaret ediliyor.

Cansız varlıkların, canlı mahlûkattan sayıca çokluğu ayrıca meseleye işaret eder. Zira canlı ve cansız her şeyde tevhide sayısız marifet pencereleri açılıyor.

(1) bk. Mesnevî-i Nuriye, Nokta.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

mahmudGEnc
izah güzel fakat arabi ifadenin müşkilatını gidermiyor. mealen mahlukatın nefesleri sayısınca denmiş fakat izahta nefes alan mahlukatların sayısı esas alınmış. hem bir müşkülüm de şudur: bu arabi ifade tebilğ yayınlarının ayet-hadis mealleri mecmuasında 'mahlukat sayısınca' diye çevrilmiş, yani nefes değil nefis diye düşünülmüş, doğrusu nedir?
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (editor)
İki şekilde de yorumlanabilir.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
nurcu56

"Bir elmada kendi nefsine bakan bir yön varsa, mucidi ve sanatkârı olan Allah’a bakan yüzlerce yönü vardır." Bu cümleyi açıklar mısınız; yüzlerce yönü nasıl anlamak lazım?

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)

Üstad Hazretlerinin bu harika ifadelerinden de anlaşılacağı gibi, her bir eşya ve her bir mahlûk birçok ismin mânâ ve hükümlerini gösteren bir aynadır. İşte bir  elmanın da Allah’a bakan yüzlerce yönü ve nisbeti bu isimlerin mânâsı ve tecellisidir.

Mesela, elmanın şekli Musavvir isminin, midemize rızık olması Rezzak isminin, âzâlarımıza şifa ve vitamin olması Şafi isminin, ikram ve ihsan olması Kerim ve Mün’im isimlerinin, içindeki hikmet ve faydalar Alîm ve Hakim isimlerinin birer tecellisidir. Onlara işaret ediyor ve bize Allah’ı bütün isim ve sıfatları ile tanıttırıyor...

Dersin devamında bir misal veriliyor. Padişahın bir kişiye ihsan ettiği bir elmada iki çeşit lezzet vardır. Birisi elmanın kendi lezzeti, tadı ve faydası cihetiyle alınan lezzet. Bu lezzet geçicidir. Zira o da fanidir, onu yiyen kişi de. İkinci lezzet ise, o elmayı padişahın hediyesi, ihsanı ve iltifatının bir göstergesi cihetiyle sevmektir. Bu sevgi birincisinden çok yüksek ve çok değerlidir.

İşte yediğimiz elmayı Allah’ın bize bir ihsanı ve Rezzâk isminin bir aynası cihetiyle sevmek Cenab-ı Hakk’a aittir, İlâhî muhabbeti noksanlaştırmaz, ziyadeleştirir.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...