Ders yapan kişiler, hangi noktada cemaatin rızasını aramalı? İhlas, riya ve cemaatin rızası dengesi nasıl korunur?
Değerli Kardeşimiz;
Cemaatin rızasından maksat; "cemaatin hukuku"dur. Ders yapan kişi, Allah’ın rızasını esas almalı; ama cemaatin hukukuna da riayet etmelidir. Cemaatin hukukunu ise, cemaatlerin düsturları tayin eder. Yani her cemaatin kendine mahsus düsturları ve teamülleri vardır, hatip bunları dikkate almakla mükelleftir. Hatip; "Kürsü elime geçti, her ne istersem onu söylerim" diyemez, söyleyeceği sözler cemaatin ruhuna, düsturlarına ve teamüllerine mutabık olmalıdır.
Bunun yanında cemaati etkilemek veya onların teveccühü kazanmak niyeti ile okumak ya da anlatmak, ihlasla asla bağdaşmaz. Her işimizde ve her amelimizde sadece Allah’ın rızası esas olmalıdır. Bunun da en kısa ve en sağlam yolu; ihlastır.
İhlâs; saf ve temiz, içten, riyasız demektir. İhlas; yapılan her işte ve bilhassa ibadetlerde sadece Allah’ın rızasını gözetmektir.
Üstad Hazretleri bu hakikati şöyle ifade etmektedir:
"BİRİNCİ DÜSTURUNUZ"
"Amelinizde rıza-yı İlâhî olmalı. Eğer O razı olsa, bütün dünya küsse ehemmiyeti yok. Eğer O kabul etse, bütün halk reddetse tesiri yok. O razı olduktan ve kabul ettikten sonra, isterse ve hikmeti iktiza ederse, sizler istemek talebinde olmadığınız halde, halklara da kabul ettirir, onları da razı eder. Onun için, bu hizmette, doğrudan doğruya, yalnız Cenâb-ı Hakkın rızasını esas maksat yapmak gerektir."(1)
(1) bk. Lem'alar, Yirmi Birinci Lem'a (İhlas Risalesi)
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar