"Müellifin, Cenab-ı Hakk'ın rızasından başka hiçbir maddi, manevi menfaati gaye edinmemesi" konusunun tevatür olmasını izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Üçüncüsü: Kur’ân tefsirinin tam bir ihlasla telif edilmiş olması ki, müellifin, Cenâb-ı Hakkın rızasından başka hiçbir maddi manevi menfaatı gaye edinmemesi ve bu ulvi hâletin müellifin hayatındaki vukuatlarda müşahede edilmiş olması..."
...
"İşte bu zamanda, yukarıda mezkûr dokuz şart ve hususiyetlerin, müellif Said Nursî’de ve eserleri olan Nur Risalelerinde ayniyle mevcut olduğu, hakiki ve mütebahhir ulema-i İslamın icma ve tevatür ve ittifakıyla sabit olmuştur."
(Sözler, Konferans)

Tevatür, bir meseleyi güvenilir bir ekibin yine güvenilir bir ekibe aktarmasına denir. Mesela, sahabeler gibi güvenilir bir cemaatin, tabiin denilen ve İslam'ın ikinci halka güvenilir cemaatine bir meseleyi aktarması gibi...

Aynı şekilde Üstad'ı gören ve muhatap olan nice kişilerin oluşturduğu mübarek bir cemaatin, ikinci halka Nur talebesi olan ağabeylere Üstad'ımız ile iligili konuları aktarması da aynı manada olup mütevatir hükündedir.

Bir insanın samimi olup olmadığını her mümin basireti ile görebilir ve az buçuk bu durumu sezebilir. Kaldı ki Üstad'ın samimiyetini ifade eden insanlar sıradan insanlar değil âlimler, şairler, müfessirler, şeyh ve mürşitlerdir.

Tarihte ve Üstad ile temas edenler içinde Üstad'ı samimiyetsiz ve ihlassız gören bir tek adam bulunmuyor, aksine onu övüp yüceltiyorlar. Bu kadar feraset ve basiret sahibi âlim ve seçkin insanların Üstad hakkındaki bu müspet değerlendirmeleri elbette tevatür ve mütevatir seviyesine çıkmış denilebilir, bunda şaşılacak bir durum yok.

“Müminin ferasetinden çekinin, çünkü o Allah’ın nuruyla bakar, görür.” (bk. Heysemi, Mecmauz-zevaid, 10/268)

mealindeki hadiste yer alan feraset / firaset sözcüğü bir manada altıncı hissi ifade etmektedir.

Diğer bir rivayette, Efendimiz (asm) şöyle buyurmuştur:

“Allah’ın öyle kulları vardır ki, insanları tevessümle / ferasetle tanırlar.” (bk. a.g.y).

Tevessüm: Bazı ipuçları kullanılarak bir sonuca varmak anlamına gelir ki, alimler bunu da feraset (altıncı his) olarak değerlendirmişlerdir.

Mealen şöyle bir hadis-i şerif rivayet ediliyor:

“Müminin ferasetinden sakının!. Çünkü o Allah’ın nuruyla bakar.” (Tirmizi, Tefsiru’l-Kur’an, 16; Suyûtî, Câmiu’s-Sağir, 1, 24)

Hadis-i şerifin Hazreti Osman’la bağlantılı bir bölümü de var. Şöyle ki:

Hz. Osman, yanına gelen birine, “Gözünde zina eseri var. Bir kadına bakmışsın.” dedi. O kimse “Nereden bildin?” diye karşılık verdi. Hz. Osman da “Müminin ferasetinden korkun, o Allah'ın nuru ile bakar.” hadis-i şerifini bildirdi.

Demek mümin ve kâmil insanlar kimin samimi kimin riyakâr olduğunu birtakım ipuçları ya da feraset ve basiret nuru ile görebilirler ve bu kanaatlerini tevatür şeklinde ifade edebilirler. Mesela, tarihte -haşa- "İmam-ı Azam riyakârdı." diyen bir adam gösteremezsiniz, İmam-ı Azam'ın salih ve muhlis olması tevatüren sabittir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

dersabdullah

Allah rızasından başka bir gaye edinmemesi şu manada söylenmiş olabilir mi? Çocukken belki zengin olmayı gaye edinmiştir veya küçükken mesela 10 yaşındayken belki sözü geçen biri olmayı gaye edinmiştir. Bu ihtimaller olabilir bu ihtimaller dışında Allah rızasından başka gaye edinmemiştir anlamında söylenmiş olabilir mi? 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)
İhtimaller üzerinden bir çıkarım yapmak doğru olmaz. Üstadımız gibi büyük bir müçtehit ve müceddidin zengin olmayı, sözü geçen birisi olmayı hedeflemesi ve bunu düşünüp tasavvur etmesi yaşamının doğal akışına pek uymuyor. O iyi bir terbiye ile büyütülmüş çocukluğunda da samimi bir mümin kimse idi öyle boş işleri gaye edinecek bir insan değil. 
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
dersabdullah

Yani Bediüzzaman'ın Allah rızasından başka gayesi olmadığını söyleyenler hayatının her safhasını görmesede hüsnü zan ile başka niyeti olmadığını anlıyor, dolayısıyla burada mütevatir olan çocukluğu dahil hayatının hiçbir zamanında Allah rızasından başka gayesi olmamasıdır diyebilir miyiz?

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)
Diyebiliriz. 
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
dersabdullah

Şöyle bir vesvese oluyor. Dinden çıkmış olur muyum? Vakit ayırdığınız için teşekkürler. Ayrı bir soru olarak da yazabilirdim ama bu konuyla alakalı olduğu için sormak istediğim bir konu. Şöyle ki: Bediüzzaman'ın Allah rızasından başka niyeti olmadığını söyleyenler kendi şahit oldukları anlar için söylemiş olabileceğinden hayatında hiç başka niyeti olmadığının mütevatir olduğu bilgisini kabul edemiyorum. Siz de bunun mütevatir olduğunu söylediğiniz için mütevatir dediğiniz bilgiye inanmadığımdan dinden çıkmış olur muyum?

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)
Bu konunun dinle imanla ne ilgisi var Üstadı sevmek ona saygı duymak imanın bir rüknü bir parçası değil ki onu inkar etmekle dinden çıkasınız. Bu gibi düşünceler adı üzerinde evham ve vesvesedir üzerinde durmayınız üzerinde durdukça şişer ve büyür üzerinde durmaz önemsemezseniz kendiliğinden kaybolup gider. Vesvese risalesini ve sitemizde ki vesvese ile ilgili cevapları okumanızı tavsiye ederiz. 
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
dersabdullah

Cevabınız çok faydalı oldu. Mütevatir olduğu söylendiği için şüphe bile etsem dinden çıkmış olur muyum diye vesvese oluyordu. Ancak cevabınızla bu konuda bu vesvesenin yanlış olduğunu anladım. Bu konuyla ilgili başka kitap öneriniz var mıdır?

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...