Dördüncü Lem'a genel olarak neden bahsediyor?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Minhac" kelime olarak gidilen yol, yapılan meslek, büyük ve işlek cadde manalarına gelir.

"Minhâcü's-Sünne" terim olarak ise Peygamber Efendimiz (asm)'in takip ettiği, Allah’ın razı olduğu yol demektir. Bir Müslüman için hayatında model ve rehber olacak yegâne yol, Resul-i Ekrem Efendimizin sünnet yoludur. Dördüncü Lem'a'da Üstat sünnete niçin uyulması gerektiğini izah ediyor.

Birinci Nükte: Bu nükte Resul-i Ekrem Efendimiz (asm)'in ümmetine olan şefkat ve düşkünlüğünü ifade ediyor ki, bu derece ümmetine müşfik ve düşkün bir zatın yolundan gitmemenin ve onun sünnetine uymamanın ne kadar nankörlük ve vicdansızlık olduğuna vurgu yapılıyor. Resulullah Efendimiz bizim saadetimiz için çırpınıyor: Böyle bir çırpınışa lakayt kalmak nankörlük ve vicdansızlıktır.

İkinci Nükte: Bu nüktede Habib-i Kibriya Efendimiz (asm)'in Hazreti Hasan ve Hüseyin (r.a)’e olan şiddetli muhabbet ve şefkatinin, basit bir torun sevgisinden ibaret olmadığı vurgulanıyor. Onların soyundan, yani ehl-i beytten gelecek olan çok büyük evliya ve aktabı, Allah’ın bildirmesi ile bilmiş, onları da nazara alarak o mübarek iki torununu sevmiş ve ziyadesiyle ehemmiyet vermiştir. Resulullah Efendimizin (asm) onlara ehemmiyet vermesi yine din için ve ümmetin menfaati adınadır. Zira Kur'an ve sünneti muhafaza edip sonraki nesillere ulaştıran büyük âlimler ve veliler, çoğunlukla Hz. Hasan ile Hz. Hüseyin (r.a)‘ın soyundan gelmiştir. Resul-i Ekrem Efendimiz (asm)'in torunlarına olan muhabbeti zahiren çok fazla gibi görünse de onun ardında bu mana yatar.

Yine burada sünnetin muhafazası ve sonraki nesillere ulaştırmasındaki mühim hizmet nazara alınmıştır. Peygamber Efendimiz (asm)'in şiddetli bir şekilde ehlibeytine, ümmeti itaate teşvik ve tahşidat yapması, sünnetin muhafazasının onlar eli ile yapılacağını bilmesindendir.

"Üçüncü Nükte: (...) Bu hakikati teyid eden mükerrer rivayetlerde ferman etmiş: 'Size iki şey bırakıyorum; onlara temessük etseniz necat bulursunuz: biri Kitabullah, biri Âl-i Beytim.' Çünkü Sünnet-i Seniyyenin menbaı ve muhafızı ve her cihetle iltizam etmesiyle mükellef olan, Âl-i Beyttir." (Lem'alar, Dördüncü Lem'a, Üçüncü Nükte)

Buradan da anlaşılacağı üzere, Resulullah Efendimiz (asm)'in ehlibeyte olan şiddetli alaka ve ilgisi Kur’ân ve sünnetin muhafazası ve sonraki nesillere nakledilmesinden dolayıdır. Üstad Hazretleri bu nüktede de bunu nazara veriyor. Ehlibeyt, ümmet içinde bu vazifeyi yapmaya en layık ve muktedir bir nurani nesildir hem de herkesin rahatlıkla kabul edip itaat edeceği mübarek bir silsiledir.

Dördüncü nüktenin ana konusu; Ehl-i sünnet ile Şia arasındaki ihtilafların beyanı ve Ehl-i sünnetin Şia karşısında haklılığının ispat edilmesidir.

Hülasa olarak; Şia’nın savunduğu fikir, Hazreti Ali (ra)’in diğer üç halifeden daha üstün olduğunu ve halifeliğin kendi hakkı iken, diğer üç halife tarafından gasp edildiği fikridir. Ehl-i sünnete göre ise; dört halifenin fazileti ve hilafete liyakat sırası, aynen tarihte olduğu gibidir. Bunun en büyük delili; Hz. Ali (ra) gibi bir cesaret abidesinin, o üç halifeyi tanıması ve onların riyaseti altında çalışmasıdır. Şayet bir haksızlık olsa idi, İmam Ali (ra) gibi şecaat ve cesaret kahramanı bir zat, elbette bu haksızlığa itaat edip susmazdı. İşte bu tarz kati fikirler ile Ehl-i sünnet, Şia’ının yanlış ve bozuk fikrini çürütüyor. Üstad Hazretleri bu nüktede; Şia’ya karşı Ehl-i sünnetin fikrini savunup, daha kuvvetli ve parlak deliller ile meseleyi tam halletmiş.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

SORULARLARİSALE 2024 ANKETİ
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...