Block title
Block content

Dördüncü Reşha'da ne anlatılmak isteniyor, açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Allah Resulün (asm)'ın getirdiği iman nuru ve İslam ışığı olmasa idi insanlık, kainatı ve kainatta cereyan eden olayları doğru okuyamayacak ve doğru anlayamayacaktı ve insanlık müthiş bir karanlık ve ümitsizlik içinde kalacaktı. Şimdiki dinsiz felsefenin kainattaki olaylara ve varlıklara bakışındaki arıza ve yanlışlıklar meselemizi izah ve ispat eder.

Mesela, dinsiz felsefe, ölümü bir hiçlik ve yokluk olarak görür. Kabri ise yokluk kuyusu olarak algılar. Hazreti Peygamberimiz (asm)'in getirdiği iman nuru ise, ölümü ebedi bir alemin başlangıcı; kabri ise saadeti ebediyenin bir girişi, bir kapısı olarak gösterir. Ölümü dehşetli ve ayrılık acısının kaynağı olarak değil, dost ve ahbaplara kavuşmanın bir aracı olduğunu gösteriyor.

Kainatın umumunda fena ve zeval hükmettiği için, dinsiz felsefe bütün kainatı, cenaze çıkmış bir ev gibi yaslı ve matemli olarak görüyor. Felsefede karamsarlığı ve hüznü esas alan pesimist düşünce ekolü her şeyi karamsar ve ümitsiz bir gözle tasvir eder. Her şeyi ve her mevcudu düşman ve yabancı gibi görür.

Ama İki Cihan Serveri (asm)'in getirdiği iman nuru ile bakarsak; o zaman kainat yaslı ve matemli bir ev değil, vazifesini bitirmiş ve asıl vatanına dönmek için can atan neşeli bir kışla gibidir. Ve her mevcut ve mahluk, Allah’ın vazifeli bir askeri ve memuru olduğu için, bir yabancı ve düşman değil, bir dost ve ahbap şeklindedir.

Özet olarak; insanın gözünde siyah gösteren bir gözlük takılı ise, her şeyi simsiyah olarak görür; beyaz ve nurlu bir gözlük takılı ise, her şeyi beyaz ve nurlu olarak görür. İşte insanlığın gözüne takılan bu nurlu ve beyaz gözlük; Hazreti Peygamber (asm)'in getirdiği iman ve dindir.    

"DÖRDÜNCÜ REŞHA"

"Bak, öyle bir ziya-yı hakikat neşreder ki, eğer onun o nuranî daire-i hakikat-i irşadından hariç bir surette kâinata baksan, elbette kâinatın şeklini bir matemhane-i umumî hükmünde ve mevcudatı birbirine ecnebî, belki düşman ve câmidâtı dehşetli cenazeler ve bütün zevilhayatı zevâl ve firakın sillesiyle ağlayan yetimler hükmünde görürsün."

"Şimdi bak, onun neşrettiği nur ile, o matemhane-i umumî, şevk u cezbe içinde bir zikirhaneye inkılâp etti. O ecnebî, düşman mevcudat, birer dost ve kardeş şekline girdi. O câmidât-ı meyyite-i sâmite, birer mûnis memur, birer musahhar hizmetkâr vaziyetini aldı. Ve o ağlayıcı ve şekvâ edici, kimsesiz yetimler, birer tesbih içinde zâkir veya vazife paydosundan şâkir suretine girdi."(1)

(1) bk. Sözler, On Dokuzuncu Söz, Dördüncü Reşha.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...