"Dünyamızı dinimiz uğrunda ve ahiretimize her vakit feda etmeye hazırız." Ne demektir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Madem sizlerle, itikadınızca ve bana edilen muameleye nazaran, küllî bir muhalefetimiz var. Siz dininizi ve âhiretinizi dünyanız uğrunda feda ediyorsunuz. Elbette, mâbeynimizde, tahmininizce bulunan muhalefet sırrıyla, biz dahi hilâfınıza olarak, dünyamızı dinimiz uğrunda ve âhiretimize her vakit feda etmeye hazırız. Sizin zalimâne ve vahşiyâne hükmünüz altında bir iki sene zelîlâne geçecek hayatımızı, kudsî bir şehadeti kazanmak için feda etmek, bize âb-ı kevser hükmüne geçer." (Mektubat, 29. Mektup, Altıncı Risale olan Altıncı Kısmın Zeyli)

Bu kararlı ve vakur ifade, bir Müslümanın hayatındaki öncelik sıralamasını ve inancı uğrundaki fedakârlık ufkunu en net biçimde ortaya koyan bir duruş beyanıdır. Bu vecizenin ruhunu ve muhatabına verdiği mesajları şu başlıklarla anlayabiliriz:

1. Değerler Hiyerarşisi (Asıl Olan Dindir)

İnsan hayatında pek çok değer vardır: Mal, mülk, makam, rahatlık ve hatta can... Ancak bu söz, tüm dünyevi varlıkların üstünde tek bir mutlak değer olduğunu ilan eder: Din ve iman. Eğer bir yerlerde fedakârlık yapılması gerekiyorsa, feda edilecek olan şey asla din olamaz; tam aksine, dinin selameti ve ahiretin kazanılması için dünya rahatı gözden çıkarılır.

2. "Her Vakit" Hazır Olmak (Sürekli Bir Teyakkuz)

Cümledeki her vakit vurgusu çok önemlidir. Bu fedakârlık duygusu, sadece büyük kriz anlarına, savaşlara veya özel dönemlere has geçici bir his değildir. Bir Müslümanın hayat tarzı, her an ve her şartta bu tercihi yapabilecek manevi bir kıvamda olmalıdır. Günlük hayatta karşılaşılan küçük bir haramı terk etmekten, inancı uğrunda büyük çilelere göğüs germeye kadar geniş bir yelpazeyi kapsar.

3. Dünyayı Doğru Konumlandırmak

"Dünyamızı... feda etmeye hazırız" demek, dünyayı tamamen değersiz görmek demek değildir. Aksine, feda edilen şeyin bir ağırlığı ve kıymeti vardır ki bir fedakârlık değerini taşır. Ancak dünya, daha büyük ve ebedi olan ahiret hayatının yanında feda edilebilecek kadar geçici bir basamaktır. İnsan, ebedî olanı kazanmak için fâni olanı sermaye yapar.

Tarihi ve Manevi Arka Planı: Müellif bu sözü ve benzeri duruşları, hayatı boyunca maruz kaldığı sürgünler, mahkemeler ve hapisler karşısında inancından ve davasından zerre kadar taviz vermeyeceğini göstermek için haykırmıştır. Bu ifade baskılara, dünyevi tehditlere veya cazip tekliflere karşı imanlı bir sinenin vereceği en sarsılmaz cevaptır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...