Block title
Block content

EHL-İ SÜNNET VE CEMAAT

 
Hz. Peygamberin (a.s.m.) Sünnetine ve Ashâbının yoluna bağlı olan ve onların izlediği dinî yol ve metodu benimseyenlere denir. Kitap ve Sünnet üzerinde ittifak etmiş, ihtilâf ve tefrikadan sakınmış, dinde tartışmaya sebep olan hususlarda aklı değil, Kitap ve Sünneti kaynak alan İslâmın ana ekolüdür. Hz. Peygamberin (a.s.m.) sünnetine tâbi olanlara Ehl-i Sünnet; onun Sahâbîlerini âdil kabul ederek onların din hususundaki metodunu takip edenlere Ehl-i Cemaat, ikisine birlikte “Ehl-i Sünnet ve Cemaat” denilmiştir.

“Ehl-i Sünnet ve Cemaat” tâbiri ile ifade edilen Müslüman topluluğun, sünnet ve cemâata tâbi olmak gibi ayırıcı iki önemli özelliği vardır. Sünnet, genel anlamda Hz. Peygamberin (a.s.m.) söz, fiil ve takrirleri ile ahlâkî ve beşerî tavırları olarak tanımlanır. Diğer yandan, bir inanç ve akîde etrafında bir araya gelen topluluğun inanç sisteminin oluşmasını temin eden yola ve metoda sünnet denilmiştir ki bu metodu Hz. Peygamber belirlemiştir. İnsanların bu metod üzerinde görüş birliğine varıp, bunu uygulaması da, cemâat diye isimlendirilmiştir.

Fıkıhta Hanefî, Şafiî, Hanbelî ve Mâlikî Mezhepleri, inançta da Maturidî ve Eş’arî Mezhepleri, Ehl-i Sünnetin mezhepleridir.

Üstad Bediüzzaman Risale-i Nur’un pek çok yerinde Ehl-i Sünnet ve Cemaatten çeşitli vesilelerle bahsetmiştir. Özellikle yaşadığı dönemde insanların imanlarını hedef alan saldırılara karşı koyabilmenin yolu olarak, “şeytan-ı ins ve cinnînin desiselerinden kurtulmanın” tek çaresi olarak “Ehl-i Sünnet ve Cemaat olan ehl-i hak mezhebini karargâh” yapmak gerektiğini söyler.

Bediüzzaman, Ehl-i Sünnet ve Cemaati tam istikametli Kur’ânî cadde olarak niteler ve Ehl-i Sünnetin ortaya koyduğu çizgiyi sarsılmaz bir metod ve yöntem olarak vasıflandırır.
Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 1669 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
Yükleniyor...