"Sünnete ittiba etmeyen, tembellik eder ise, hasaret-i azime; ehemmiyetsiz görür ise, cinayet-i azime; tekzibini işmam eden tenkid ise, dalalet-i azimedir." cümlesini izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Burada sünnet hakkında genel bir ifade kullanılmıştır. Asıl dikkat çekilen husus; kişinin sünnetlere yaklaşım tarzıdır. Yani sünneti inkâr mı ediyor? Yoksa tembelliğinden mi yapmıyor? Veya ehemmiyet vermediği için mi yapmıyor?

İşte burada, bu üç ayrı yaklaşımın doğuracağı neticelere dikkat çekilmiş; birisi hasaret, ikincisi cinayet, üçüncüsü ise dalalet olduğu ifade edilmiştir.

Sünneti, tembelliğinden dolayı terk eden birisi, sünnetin azim sevabını kaçırdığı için büyük bir zarara uğrar.

Sünneti, ehemmiyetsiz gördüğü için terk ediyorsa, büyük bir cinayet işlemiş gibi olur. Buradaki "Ehemmiyetsiz görme" beğenmeme manasında olabileceği gibi, farzları yeterli görüp sünneti terk etmek manasında da olabilir. Eğer kişi; "Beş vakit namazımı kılıyor, ramazan orucumu da tutuyorurum, bu bana kâfidir" der ve sünnete gereken ehemmiyeti vermez ise, bu da büyük bir cinayettir.

Eğer inkâr, yalanlama ve tenkit ile sünnet terk ediliyor ise bu büyük bir sapkınlıktır.

Yalanlama ve inkâr iki türlüdür:

Birisi sünnetin senedini inkâr etmektir ki, dalalettir ve sonu ateştir. Lakin bu küfür olmaz. Çok bid'at mezhepler bu kabildendir.

Diğeri ise sünneti kabul ettiği halde inkâr etmektir ki, bu küfür manasında bir dalalettir. Yani kişi Resul –i Ekrem Efendimiz (asm)’i ve onun sünnetlerini yalanlayıp inkâr ediyor, -hâşâ- "Peygamber bu sözünde ve davranışında yanlış ve hata içindedir" diyorsa küfre girer.

Hasaret-i azime ile işaret edilen sünnet, farz ve vacip kısmı değil, nafile mesabesindeki sünnetlerdir. Yoksa farz ve vacip mesabesindeki sünnetlerin terki azap ve ateştir. Üstad Hazretleri bu hakikati şu şekilde ifade ediyor:

"Farz ve vâcip kısmında ittibâa mecburiyet var; terkinde azap ve ikab vardır. Herkes ona ittibâa mükelleftir."

"Nevâfil kısmında, emr-i istihbâbî ile, yine ehl-i iman mükelleftir; fakat terkinde azap ve ikab yoktur. Fiilinde ve ittibâında azîm sevaplar var. Ve tağyir ve tebdili bid'a ve dalâlettir ve büyük hatadır."(1)

Beş vakit namazı kılmak farz olan bir sünnettir, terki azap ve ateştir.

Namazın ta'dili erkânına riayet etmek vaciptir. Yani ayakta iken dosdoğru, rükûda dümdüz olmak, (kadınlar biraz meyilli dururlar) rükûdan kalkınca iyice doğrulmak ve iki secde arasında tam oturmak.

Beş vakit namaz ile cuma namazı için ezan ve kamet getirilmesi sünnettir. Hasaret-i azîme tabiri ile işaret edilen, bu üçüncü kısım sünnettir. Diğer ikisini terk etmek zaten azap ve ateş olduğu için onlara ayrıca bu tabirle işaret etmeye lüzum yoktur.

(1) bk. Lem'alar, On Birinci Lem'a.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...