Ümmetin yetmiş üç fırkaya inkısam edeceğini ve içinde fırka-i nâciye-i kâmile, Ehl-i Sünnet ve Cemaat olduğunu haber veren hadisi, Risalelerin ışığında nasıl anlamamız gerekiyor?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Sünnîlik” olarak bilinen Ehl-i Sünnet, Resul-i Ekrem Efendimizin (sav) sünnetlerine sımsıkı bağlı, ifrat ve tefritten uzak olan mü’minler cemaatine denilir. Cemaat ruhuna bağlı kalmak mânasında “Ehl-i Sünnet ve’l-cemaat” adıyla da anılır.

Ehl-i sünnet Istılahı, itikatta Eş’arî ve Maturüdî, amelde ise Hanefî, Malikî, Şafiî ve Hanbelî mezhebinde olanların umumî ve müşterek bir adıdır. İslam dünyasının da ana gövdesini ve temel esasını teşkil eden bir anlayış ve gelenektir. Allah ve Resulünün (asm) razı olduğu bir dairedir, ümmetin müşterek aklı gibidir. Bu sebeple bu dairenin dışına çıkanlar haktan sapmış olurlar.

Ehl-i sünnet, imanın altı şartına inanan, Resul-i Ekrem Efendimizi (sav.), dört halife efendilerimiz olmak üzere bütün sahabeleri ve ehl-i beyti sevenlerdir.

İslâm dininin Kur’an, sünnet, icma-i ümmet ve kıyas-ı fukaha (fakihlerin içtihatları) olmak üzere dört ana kaynağı vardır. İstikamet dairesinden uzaklaşıp ifrat ve tefrite sapanlar, Ehl-i Sünnet görüşünü kabul etmezler. Resul-i Ekrem Efendimizi (sav.) ve onun rahle-i tedrisinden geçmiş olan sahabeyi kiram efendilerimizi misal kabul eden ehl-i sünnet her meselede ifrat ve tefritten uzak olan Kur’an ve sünnet çizgisinden ve istikamet yolundan asla ayrılmamışlardır.

Ehl-i sünnet dairesinde olan her meslek ve meşrep haktır ve istikamet üzeredir. Yukarıda kısaca değindiğimiz gibi Ehl-i sünnet, itikatta İmam Maturidî ve İmam Eş’arî, amelde ise Hanefî, Şafiî, Malikî ve Hanbelî mezhebinden olanlara denir. Tabiî amelde müşterisi kalmamış ve tarihte hak olan birçok mezhepler de vardır, onlar bahsimizin dışındadır. İmam Evzaî, Ebu Leyla, gibi hak mezhepler buna misal olarak verilebilir.

İtikat ve amelde bu mezhep ve ekollerin çizdiği dairede olan her meslek ve meşrep haktır. Bunların dışında olan meslek ve meşrepler ise batıl ve bid’at yolundadır. Ölçümüz Ehl-i sünnetin çizdiği dairedir.

Nakşîlik, Kadirîlik, Şazelîlik, Rufalik, gibi kökü eski olan tarikat ve tasavvuf menşeli mesleklerin hepsi Ehl-i sünnet dairesinde olan hak mesleklerdir. Nurculuk mesleği Ehl-i sünnet dairesinde bir iman hareketi olduğu için, bu meslek de hak bir meslektir. İman ve gaye bakımından hepsi İslam dairesinde hak ve makbul mesleklerdir. Farklılıkları, gayeye hizmet noktasında ortaya koydukları vasıtalardır.

Risale-i Nurların Ehl-i sünnet hakkında varid olan bazı tesbitlerini takdim edelim:

"Ulema-i ilm-i kelâmın ve usûlü'd-din allâmelerinin ve Ehl-i Sünnet ve'l-Cemaatin dâhi muhakkiklerinin İslâmî akidelere dair çok tetkik ve muhakematla ve âyât ve hadisleri müvazene ile kabul ettikleri usûlü'd-din düsturları, şimdiki Risale-i Nur'un meşrebini muhafazaya emrediyor, kuvvet veriyor. Hattâ, hiçbir yerde, hattâ ehl-i bid'a kısmı da bu meşrebimize ilişemiyorlar. Hakikat-i ihlâs tam muhafaza edildiği için, her nevi ehl-i İslâm içine giriyor."(1)

"İşte, ey ehl-i hak ve ehl-i hidayet! Şeytan-ı ins ve cinnînin mezkûr desiselerinden kurtulmak çaresi: Ehl-i Sünnet ve Cemaat olan ehl-i hak mezhebini karargâh yap ve Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyânın muhkemat kalesine gir ve Sünnet-i Seniyyeyi rehber yap, selâmeti bul."(2)

"S - Cehennem şimdi mevcut olduğu takdirde, yeri nerededir?"

"C - Biz Ehl-i Sünnet ve'l-Cemaat, el'an Cehennemin vücuduna itikad ediyoruz, ama yerini tayin edemiyoruz."(3)

"İşin asıl hayret veren noktası, birçok ulemanın tehlikeli yollara saptıkları en çetin mevzuları gayet açık bir şekilde ve en kat'î bir surette hallettiği gibi, en girdaplı derinliklerden, Ehl-i Sünnet ve Cemaatin tuttuğu nurlu yolu takip ederek sâhil-i selâmete çıkmış ve eserlerini okuyanları da öylece çıkarmıştır."(4)

"İhtar: Bu kuvvetin şu üç mertebeye inkısamı gibi, füruatı da o üç mertebeyi hâvidir. Meselâ, halk-ı ef'al meselesinde Cebr mezhebi ifrattır ki, bütün bütün insanı mahrum eder. İtizal mezhebi de tefrittir ki, tesiri insana verir. Ehl-i Sünnet mezhebi vasattır. Çünkü bu mezhep, beyne-beynedir ki, o fiillerin bidayetini irade-i cüz'iyeye, nihayetini irade-i külliyeye veriyor."(5)

Dipnotlar:

(1) bk. Emirdağ Lâhikası-I, (154. Mektup)

(2) bk. Lem'alar, On Üçüncü Lem'a.

(3) bk. İşârâtü'l-İ'câz, Bakara Sûresi, 23 ve 24. Âyetlerin Tefsiri.

(4) bk. Tarihçe-i Hayat, Ön Söz.

(5) bk. İşârâtü'l-İ'câz, Fâtiha Sûresi Tefsiri.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...