"Ehl-i vahdetü’l-vücudun mutedil kısmı La mevcude illa Hu bu sırra binaen, bu delaletin vuzuhuna ve bu münasebetin kemaline bir ünvan olarak demişler." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Hem işarettir ki, Zât-ı Rahmânü’r-Rahîmin delilleri ve âyineleri olan zîhayat ve insan gibi mazharlar o kadar o Zât-ı Vâcibü’l-Vücuda delaletleri kati ve vâzıh ve zâhirdir ki, güneşin timsalini ve aksini tutan parlak bir âyine parlaklığına ve delaletinin vuzuhuna işareten 'O ayine Güneştir.' denildiği gibi, 'İnsanda suret-i Rahmân var.' vuzuh-u delâletine ve kemal-i münasebetine işareten denilmiş ve denilir. Ve ehl-i vahdetü’l-vücudun mutedil kısmı Lâ mevcude illâ Hû bu sırra binaen, bu delâletin vuzuhuna ve bu münasebetin kemâline bir ünvan olarak demişler." (On Dördüncü Lem'a, İkinci Makam, Beşinci Sır)

Aynanın içindeki güneşin yansıması o kadar parlak o kadar açık bir şekilde Güneş'in vücuduna işaret ediyor ki, bu işarete vurgu yapmak amacı ile aynaya güneş denilse yeridir.

Aynı şekilde insan Allah’ın isim ve sıfatlarına mazhar olma açısından o kadar parlak ve açık bir delildir ki, hadiste insanın suretine "Rahman" denilmesine vesile olmuştur.

Vahdet-i Vücut mesleğinin mutedil ve ölçülü bir kısmı, gerek eşyanın gerek insanın Allah’ın varlığına ve isim ve sıfatlarının tecellilerine mazhariyetindeki parlaklığına ve açıklığına işaret etmek için, aynaya güneş denildiği gibi mevcudata da odur demişler.

Haşa, burada eşyaya İlahlık payesi ve ünvanı vermek değil, eşyanın Allah’a olan işaretindeki kuvvet ve parlaklığa bir göndermedir.

İlave bilgi için tıklayınız:

- "Vahdetü'l-Vücud" ne demektir?

- Said-i Nursi'nin Vahdet-i Vücud'a Bakışı.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 845
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

muratkul

Vahdeti vücud mesleğiyle bu hadisin ilişkisi nedir 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Sorularla Risale

Bu ifadede geçen "İnsanda suret-i Rahmân var" hadisi ile Vahdet-i Vücud mesleği arasındaki ilişki, tecelli ve tezahür ekseninde şekillenir. Kısa bir izahla:

Suret-i Rahmân Meselesi: Buradaki "suret", maddi bir biçim değil; Allah’ın Rahmân isminin cilvelerinin ve sıfatlarının (hayat, ilim, irade vb.) en kapsamlı şekilde insanda aynalanması demektir. İnsan, kainatın küçük bir fihristesi olduğu için İlahi isimleri en parlak gösteren bir odak noktasıdır.

Vahdet-i Vücud ile Bağlantısı: Vahdet-i Vücud ehlinin mûtedil (ölçülü) kısmı, insandaki bu yansımanın o kadar berrak ve güçlü olduğunu görmüşlerdir ki; "Lâ mevcude illâ Hû" (O'ndan başka varlık yoktur) diyerek, eşyanın ve insanın bağımsız varlığını adeta yok saymışlardır.

İlişkinin Özü: Onlar için insan, Hakk'ın isimlerine o denli tam bir ayna (mazhar) olmuştur ki, bu "münasebetin kemali" ve "delaletin açıklığı" karşısında, aynadaki görüntüyü asıl varlık olan Allah’tan ayrı görmemişler; bu hadisi de kainattaki tek gerçek varlığın bir ispatı ve ünvanı olarak kullanmışlardır.

Kısacası; hadis, insandaki yüksek İlahi yansımayı ifade ederken; Vahdet-i Vücudcular bu yansımanın şiddetiyle "tek varlık" sonucuna ulaşmışlardır.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...