"İnsan, ism-i Rahman’ı tamamıyla gösterir bir surettedir." cümlesini efradını cami, ağyarını mâni şeklinde izah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
İnsanın İsm-i Rahman'ı Tamamıyla Göstermesi
Bu cümlenin ana fikri, insanın, Allah'ın "Rahman" isminin kâinattaki en kapsamlı, en parlak ve en mükemmel tecelli (yansıma) mahalli olmasıdır.
Kapsamlılık (Efradını Câmi)
İnsan, Allah'ın "Rahman" isminin tecellisini (yansımasını) en geniş şekilde kapsar. "Rahman" isminin iki temel yönü vardır:
Birinci yönü "Rahman" isminin tecellisi, sadece müminlere değil, bütün mahlukata, hatta bütün kâinata şamildir. Güneş'in doğuşundan yağmurun yağmasına, hayatın devamından mahlukatın rızkına kadar her şey bu ismin yansımasıdır.
İkinci yönü ise insan, bütün kâinatın küçük bir özeti (nümune-i imtisali) ve bir fihristesi gibidir. Kâinattaki her şeyde tecelli eden Allah'ın (c.c.) diğer isimleri (yaratıcılığı gösteren Hâlık, düzenleyiciliği gösteren Müdebbir, rızık vericiliği gösteren Rezzak gibi) dahi insanda, "Rahman" isminin kuşatıcılığı altında toplanmıştır.
İnsan hem maddi hem de manevi yapısında pek çok ilahi ismi bir arada bulundurur. Akıl, kalp, duyular, hissiyat ve fizikî yapının her biri, farklı isimlerin tecelligâhıdır (yansıma yeridir). Bu cüz'î tecellilerin tamamının bir araya gelip, bir tek varlıkta mükemmel bir sistem oluşturması, "Rahman" isminin sınırsız, bütünleyici ve genel merhametinin en yüksek derecede parlamasına sebep oluyor.
Ayırt Edicilik (Ağyârını Mâni)
Pek çok varlık Allah'ın isimlerine ayna olsa da insan bu ayna olma vasfında diğerlerinden ayrılır ve "Rahman" ismini "tamamıyla" gösterme hususunda benzersiz bir konuma sahiptir.
Diğer varlıklar (hayvanlar, bitkiler, cansızlar) isimleri gösterir, fakat bunu şuur, irade ve idrak ile yapamazlar. Onlar, yaratılış gayelerine göre mükemmel bir ayna olsalar da yansımayı okuyamaz ve bilemezler. Melekler, cinler ve ruhaniler işin farkında ve şuurunda olsalar bile, insanın genişliği ve yüksek ruhunun yansıtması derecesinde değildirler.
İnsan "Rahman"ın nimetlerini, sadece yaşamakla kalmaz, aynı zamanda;
İdrak eder: Nimeti tanır, sahibini bilir.
Şükreder: Diliyle, hâliyle ve davranışlarıyla minnetini sunar.
Muhabbet besler: O nimeti verene karşı sevgi geliştirir.
Niyaz eder: İhtiyaçlarını diler ve talep eder.
İşte bu şuur, marifet (tanıma) ve kulluk özelliği, insanı "Rahman" isminin tecellisinde diğer varlıklardan kesinlikle ayırır ve o ismin "tamamiyetini" gösteren yegâne suret yapar.
Sonuç olarak bu ifade, insanı, kâinattaki en şerefli ve en cami varlık olarak tanımlar. Çünkü insan ism-i Rahman'ın kuşatıcı merhametiyle lütfedilen bütün kâinat nimetlerini hem maddi ve manevi bütün cihazatıyla tecrübe eden hem de bunu şuur, marifet ve kulluk ile idrak edip şükür ve ibadetle cevap veren yegâne varlıktır.
Bu nedenle, insan geniş olan akıl, ruh, kalp ve vicdanı vasıtasıyla, Allah'ın rahmetinin hem evrensel hem de bireysel anlamda ne denli büyük, kapsamlı ve maksatlı olduğunu gösteren en parlak ve en mükemmel "ayet" (delil) hükmündedir.
İlave bilgi için tıklayınız:
- "Sûret-i Rahmân" ne demektir?
- "Allah, İnsanı Rahman Suretinde Yarattı" Hadisini Nasıl Anlamalıyız? (VİDEO: Dr. A. ÇOLAK)
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
İnsan'ı Rahman[iyet hakikatlerine muvafık olarak] ve Rahman ismine en cami ayna olarak mı anlamak gerekli