"Elsiz bir böceğin eliyle en yumuşak ipeği..." İpek böceğinin eli yok; ama yalancı ayakları ile ip örüyor, ne dersiniz?
Değerli Kardeşimiz;
Dediğiniz gibi ipek böceğinin insanlardaki gibi elleri yoktur. İpek böcekleri, tırtıl evrelerinde dut yapraklarını yemek ve hareket etmek için kullanılan küçük, eklemli bacaklara (gerçek bacaklar) ve tutunmayı sağlayan yalancı ayaklara sahiptir. Bu uzuvlar tutunma ve beslenme işlevlerini görür, ancak "el" işlevi görmezler. Elsiz olan bir kadının ayaklarıyla ip eğirmesi, elleri olduğu anlamına gelmez.
- Yapısı: İpek böcekleri (tırtıllar), göğüs kısmında 3 çift gerçek bacak ve karın kısmında 4-5 çift yalancı ayak (proleg) bulundurur.
- İşlevi: Bu bacaklar, dut yapraklarında hareket etmelerini ve koza örme sürecinde tutunmalarını sağlar.
- İpek Üretimi: İpek, ipek böceğinin ağız kısmındaki özel bir bezden salgılanan bir sıvıdır, elleriyle üretilmez. İpek böceği larva evresinde yaklaşık 26-27 gün boyunca beslenip büyüdükten sonra, kendi salgıladığı ipek iplikleriyle etrafına koza örer.
Üstad burada "el" derken, anatomik bir organdan ziyade, faaliyetin gerçekleştiği vasıtayı kastediyor.
Mecazi olarak; ipek böceğinin ipek ören o küçük uzuvları, sadece birer alettir. Tıpkı bir kalemin yazı yazması gibi; kalem harfleri bilmez, manayı kurgulamaz, sadece yazarın elinde bir vasıta olur. İpek böceğinin ayakları da kendi başına bir tasarım yapamaz; onlar sadece kudretin ve ilmin o canlı üzerinde tecelli ettiği birer uç noktadır.
Hakikatte ise; o böceğin o ipeği o şekilde dokuyabilmesi için gereken kimya bilgisi, mühendislik yeteneği ve estetik zevk, böceğin kendi bünyesinde değildir. Böcek, elsizdir; yani bu sanatın ne failidir ne de planlayıcısıdır; o, sadece bu sanatın üzerinde sergilendiği bir vitrindir.
Özetle; ipek böceğinin yalancı ayakları olması, bir neşterin keskin olması gibidir. Neşter keser; ama ameliyatı yapan neşter değil, cerrahtır. İpek böceği ipeği örer; ama o kimyasal formülü bilen, dut yaprağını ipek proteiniyle değiştiren ve o böceğin beynine bu programı yerleştiren, böceğin kendisi değildir.
Netice olarak; Üstad, elsiz diyerek, böceğin bu üstün teknolojiye sahip olma ihtimalini -akıl, irade, eğitim- tamamen devre dışı bırakır. Böceğin o ayakları, sahipsiz bir atölyede çalışan otomatik bir makine hükmündedir. Makine işi yapar ama işin mimarı, mühendisi ve sahibi makinenin kendisi değildir.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
Bu ifadenizi materyalizmin böceğin o sistemine bakışı ve onun içerisindeki tutarsızlığı olarak anladım.
2. Burada "Sahipsiz" İfadesi Bir Varsayımdır
"Böceğin o ayakları, sahipsiz bir atölyede çalışan otomatik bir makine hükmündedir."
Bu cümlede "sahipsiz bir atölye" ifadesi, materyalist/felsefi bakış açısını temsil eder. Yani:
· Materyalist der ki: "Ben Allah'ı görmüyorum, öyleyse bu atölye (kâinat) sahipsizdir."
· Üstad da der ki: "Peki, farz edelim ki atölye sahipsiz. O zaman bu makine (ipek böceği) nasıl oluyor da bu mükemmel işi yapıyor?"
3. Çelişki Aslında Bir "İspat Yöntemidir"
İşte tam bu noktada çelişki bir ispat aracına dönüşür:
· Gözlem: Ortada mükemmel bir makine var (ipek böceği).
· Gözlem 2: Bu makine, akıl, irade, eğitim olmadan harika bir ürün (ipek) üretiyor.
· Soru: Bu nasıl mümkün olabilir?
1. Eğer bu makineyi insan yapsaydı, bir mühendis, bir fabrika, bir plan gerekirdi.
2. Oysa bu makine kendiliğinden var olmuş olamaz (çünkü makine kendi kendini yapamaz).
3. Öyleyse bu makinenin görünmeyen bir Sahibi olmalıdır.