"En ekrem, en müttakidir. Ve en müttaki en mütevazıdır." İzah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
"...İbadet camiinde şah ve gedâ birdir. Müsavat hakikî düsturdur. İmtiyaz yoktur. Zira en ekrem, en müttakîdir. Ve en müttakî, en mütevâzidir. Binaenaleyh, mânen asıl hakikat, ittihada intisap ile beraber sûreten onun nümunesi olan bu uhrevî ve sırf dinî cemaate intisap ile teşerrüf edecek. Yoksa şeref vermeyecektir... " (Hutbe-i Şamiye, Reddü'l-Evham, Sekizinci Vehim)
"Ekrem" kelime olarak çok cömert, çok saygıdeğer, çok kerim anlamına gelir. Ayrıca Allah tarafından çokça ikramlara mazhar olmuş, ziyadesi ile ikram edilmiş ve Allah’ın nimetlerine bol bol mazhar olmuş kimse demektir.
"Muttaki" ise takva sahibi kimse demektir. "Takva" ise Allah’a karşı çok hürmetli, çok saygılı ve Allah’ın yasaklarından sakınan, onun rızasını kaybetmekten çok korkan demektir.
Demek en büyük nimet, en büyük lütuf ve en değerli ikram, insanın takva sahibi olması ve Allah’a karşı son derece bir mehabet (saygı) içinde olmaktır. Allah’ın izzet ve azameti karşısında saygılı olmayan onun yasaklarından kaçınmayan birisi ekrem olamıyor.
Takvanın en önemli ölçütlerinden birisi de tevazu sahibi olmaktır. Tevazunun temel ölçüleri şunlardır; mazhar olduğu nimetleri Allah’tan bilir, bu nimetleri kullanarak insanlar üstünde üstünlük kurmaya çalışmaz. İnsanlar arasında sade ve sıradan birisi gibi yaşar, ayrıcalık ve statü istemez, kibirlenme ve tepeden bakma gibi durumları olmaz. Gerçek takva sahibi mütevazi olur.
Netice-i kelam; bu cümle, Bediüzzaman’ın ibadet sosyolojisine dair sunduğu harikulade bir özettir. “En ekrem, en müttakîdir” cümlesi, Kur’ân’ın “اِنَّ اَكْرَمَكُمْ عِنْدَ اللّٰهِ اَتْقٰيكُمْ” (Hucurât, 49/13) ayetine bire bir dayanmaktadır. Yani Allah katındaki kıymet takvadadır. Buradan hareketle Üstad, “en müttakî olan en mütevazıdır” diyerek, gerçek takvanın ruhî tezahürünü tevazuda bulur. Tevazu, hakiki takvanın bir meyvesidir; çünkü bir kişi Rabbini bilse, kendini bilen olur. Bu düşünce, İslam’daki sınıfsızlık ilkesini de pekiştirir: İbadet camiinde şah ile gedâ eşittir. Toplumsal hiyerarşi, ibadet meclisinde hükmünü yitirir. Burada “müsavat” (eşitlik), hakiki bir düstur olur.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü