"Evet, şu elîm elemi ve dehşetli mânevî azâbı hissetmemek için, ehl-i dalâlet, iptal-i his nev’inden gaflet sarhoşluğuyla muvakkaten hissetmez." Bilerek mi bu hale giriyorlar? Geçici olarak hissetmemek ne demektir? İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Ehl-i dalâlet, yani fikren sapıklığa düşmüş kimseler bu yanlış görüşlerini elbette bilerek benimsiyor; bu yanlış yolda nefsin ve şeytanın da teşvikiyle bilerek yürüyor ve gaflet sarhoşluğuyla bir süre kendilerini oyalıyorlar. Bu sarhoşluk, oyun ve eğlence düşkünlüğü olabileceği gibi, makam sevgisi, mal hırsı, şöhret merakı da olabilir. Bunlar bir insanın nefsini, ancak gençliğinde ve sıhhati yerinde iken bir süre tatmin edebilir. Ama ölüm yaklaştığında, onun habercileri olan hastalıklar bedeni istila ettiğinde artık bunların hiçbiri kalbi ve ruhu tatmin etmeyerek insana hakikati hissettirmeye başlarlar. Ve kabre yakınlaşmış olan o kişi bu “elîm elemi ve dehşetli mânevî azâbı” hisseder. Ancak, kalbi ve ruhu isyanlarla ağır yara almışsa bu hal onun uyanmasına yetmeyebilir.

İkinci Lem’ada; “Her bir günah içinde küfre giden bir yol var.” hakikati izah edilirken verilen misallerden anlaşılacağı gibi, bu gibi insanlar şeytanın telkinlerine rahatlıkla kapılıp küfür yoluna girebilirler. Az da olsa bir kısmının samimî tövbe etmeleri de mümkündür. Ve bütün tövbeleri kabul eden Allah o âsi kulunun da tövbesini kabul ederek ona yeniden hidâyet yolunu açabilir.

Fakat esas olan şu hadis-i şerifin verdiği haberdir:

“Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz.” (Feyzü’l-Kadîr, 6 /226)

Onun için, bu gibi kimseleri manen ağır hasta kabul ederek onlara hak ve hakikati bildirme konusunda azamî şefkat ve gayretle çalışmak gerekiyor.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...