"Hissedeceği zaman, yani kabre yakın olduğu vakit birden hisseder." Buradaki zaman; yaşlılık hali mi yoksa sekerat vakti mi?
Değerli Kardeşimiz;
"Evet, şu elim elemi ve dehşetli manevi azabı hissetmemek için, ehl-i dalalet, iptal-i his nevinden gaflet sarhoşluğuyla muvakkaten hissetmez. Fakat hissedeceği zaman, kabre yakın olduğu vakit, birden hisseder. Çünkü Cenâb-ı Hakka hakiki abd olmazsa, kendi kendine mâlik zannedecek. Halbuki o cüz'î ihtiyar, o küçük iktidarı ile şu fırtınalı dünyada vücudunu idare edemiyor. Hayatına muzır mikroptan tut, ta zelzeleye kadar binler taife düşmanları, hayatına karşı tehacüm vaziyetinde görür. Elim bir korku dehşeti içinde, her vakit kendine müthiş görünen kabir kapısına bakıyor." (Sözler, Otuz İkinci Söz, Üçüncü Mevkıf.)
“Fakat hissedeceği zaman, kabre yakın olduğu vakit, birden hisseder” cümlesini iki şekilde anlamak mümkün:
Birincisi; musibet, hastalık, ihtiyarlık, böyle gafillerin gözünden perdeyi kaldırır, gaflet uykusundan uyandırır hakikatle yüz yüze getirir.
İkincisi; artık ömrünün sonuna geldiği, kabre yaklaştığı, dünyanın sahte çekiciliğinin tükendiği ve kabrin o dehşetli ve ekşi yüzünün kendini tam gösterdiği andır, ama artık yapacak bir şey kalmamıştır, imtihan süresi dolmuştur.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü