Evimizi medrese ortamına benzetemiyor, dershane havası oluşturamıyoruz. Kendimizi nasıl muhafaza edebiliriz?
Değerli Kardeşimiz;
Bu durumda sizinle birkaç konuyu aydınlığa kavuşturma ihtiyacı vardır. Bunları aşağıda sıralamaya çalışacağız:
1. İçerisinde bulunduğumuz bu zaman, ahir zamandır. Bunu bir an bile aklımızdan çıkarmamak gerekir. Elbette ki böyle bir zamanda, insanın kendisini muhafaza etmesi zordur. Çünkü böyle bir zamanın fitnesinden tüm peygamberler, sahabeler ve veli kullar istiaze etmiş ve kurtulmak için Allah'a (c.c) yalvarmışlardır. Bu noktayı daima göz önünde tutup, ciddiyetimizi, gayretimizi artırarak hem kavli hem de fiili duaları yaparak kurtulmak için devamlı uyanık olacağız. Ubudiyetimiz, dualarımız, İslam'ı neşretmeye çalışmamız, bizi inşallah muhafaza etmeye vesile olacaktır.
2. Kendi evlerimiz elbette İslam'ın yaşandığı yerler hükmüne geçmesi gerekir. Ama tamamen dershane ortamına benzetmek çok güzel olsa da her zaman mümkün olmamaktadır. Bu nedenle önce aile halkımızın İslam'ı sevmesi, İslami yaşama alıştırılması ve İslam'ın tebliğ yuvası hükmüne gelebilmesi için bazı basamakları hikmetle atlatmaya çalışmak gerekir. Yoksa hem ev halkını kırarız hem de kendimizi perişan ederiz. Nitekim aynı şikâyetleri birçok kardeşlerimizden çoğu kez duymuşuzdur.
3. İnsan günah işlemeye çok müsait bir fıtratta yaratılmıştır. İnsanlık gereği nefse uyup günah işlendiği vakit, Allah'ın bize gösterdiği bir silahı kullanmamız ve şeytanı kendimizden uzaklaştırmamız gerekir. Bu silah ise tövbe ve istiğfardır. Günah işlememeye gayret göstereceğiz, fakat yine de beşer olarak şaşırıp nefsimize uyarak günah işlersek hemen tövbe silahını ve istiğfar zırhını kullanmalıyız.
4. Cemaat hâlinde hareket etmeye azami dikkat edilmelidir. Çünkü binler yerden gelen günahlara karşı, ancak binler yerden gelen manevî dualar ve imdatlar karşı koyabilir. Üstadımız'ın bu konuda ciddi tahşidat ve tavsiyeleri vardır.(Kastamonu Lahikası, 64. Mektup)
5. Ülfet dediğimiz alışılmışlık perdesinden ve lakaytlığından kurtulmamız gerekiyor. İnsanın ruhunu yozlaştıran ve yıpratan en mühim sebep ülfettir.
6. Sohbetlerin yapıldığı ve manevî yönü ağır olan dershane veya sohbet evlerine sık sık uğramak gerekir. Çünkü bu gibi yerler bizim için bir kale gibidir. Buralar Muhammedi kokuların yayıldığı ve cennetin hissedildiği uhrevi mekânlardır.
Peygamber Efendimize (asv) kıyametin ne zaman olduğunu sorulduğunda verdiği cevabın sonunda soruyu soran kişi: "Böyle bir zamanda bana ne tavsiye edersin?" dedi. Allah Resûlü (asm) şu cevabı verdi:
"Dinini kurtar. Evinde otur. Fitne ve fesada karışma." (İbni Ebi Dünya)
Bu hadis kıyamete yakın bir zamanda çıkacak fitnenin dehşetinden haber vermektedir. Böyle dehşetli bir zamanda kişiyi helake götürecek günah ve sefahetten uzak durmak her Müslümanın vazifesidir.
İnsan böyle bir durumda kendini bu fitneden koruması gerektiği gibi, başta ev halkı olmak üzere diğer insanları da bu fitneden uzak tutmaya çalışmalıdır. Bu da tebliğ ve irşad ile olacaktır.
Hadis-i şerifte geçen; "fesada karışma, evinde otur" ifadesi günaha düşme ihtimali olan durumlar içindir. Yani kişi bir şey yaparken günaha düşeceğini bilse, o işi yapmayıp evinde oturması daha hayırlıdır. Hadiste geçen "evlerinizde oturun" tabiri için kendi evlerimiz buna müsait değilse, bu sohbet evlerinin kastedilmiş olabileceği ihtimali daha kuvvetlidir.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü