"Fabrika sahibi de o fabrikayı bütün bütün kırıp dağıtacak." ifadesini hakikate nasıl tatbik edebiliriz?
Değerli Kardeşimiz;
"Çünkü nasıl insanın bir eli diğer eline rekabet etmez, bir gözü bir gözünü tenkit etmez, dili kulağına itiraz etmez, kalb ruhun ayıbını görmez. Belki birbirinin noksanını ikmal eder, kusurunu örter, ihtiyacına yardım eder, vazifesine muavenet eder. Yoksa o vücud-u insanın hayatı söner, ruhu kaçar, cismi de dağılır."
"Hem nasıl ki bir fabrikanın çarkları birbiriyle rekabetkârâne uğraşmaz, birbirinin önüne tekaddüm edip tahakküm etmez, birbirinin kusurunu görerek tenkit edip, sa'ye şevkini kırıp atâlete uğratmaz. Belki bütün istidatlarıyla birbirinin hareketini umumî maksada tevcih etmek için yardım ederler; hakikî bir tesanüd, bir ittifakla gaye-i hilkatlerine yürürler. Eğer zerre miktar bir taarruz, bir tahakküm karışsa, o fabrikayı karıştıracak, neticesiz, akîm bırakacak. Fabrika sahibi de o fabrikayı bütün bütün kırıp dağıtacak." (Lem'alar, Yirmi Birinci Lem'a.)
Yani bir cemaatte ihlas, sebat, sadakat olmazsa, birlik ve beraberlik içinde hareket edilmezse, ihtilafa düşüp birbirini tenkit ederlerse, Allah bu cemaate rahmet nazarı ile bakmaz, yardım elini üzerlerinden çeker demektir. "Fabrika sahibi de o fabrikayı bütün bütün kırıp dağıtacak" cümlesi de bu manaya işaret ediyor.
Yani bir vücudun azaları gibi dayanışma ve intizam içinde hareket edemeyen cemaatler hem manen hem de maddeten başarıya ulaşamazlar ve zaman içinde de eriyip yok olup giderler.
Öyle ise, her bir Nur talebesi, ihlaslı ve uyumlu olmakla mükelleftir. Aksi halde Nur gemisinin batmasına sebebiyet verebilir. Her Nur talebesi bu duygu ve düşünce ile hareket etse, o zaman Allah’ın rahmet ve yardımı daima onların üzerinde olur. Bu husus diğer cemaatler ve bütün İslam âlemi için de geçerlidir. Müslümanlar birlik ve beraberlik içinde, ihlas ve samimiyetle hareket etseler, uhuvvet ve kardeşlik bağlarını kuvvetlendirseler karşılarında hiçbir kuvvet duramaz. Huzur ve saadet içinde yaşar ve dünyanın efendisi olurlar.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
TEKADDÜM EDİP TAHAKKÜM ETMEZ cümlesini izah EDERMİSİNİZ
“Birbirinin önüne tekaddüm edip tahakküm etmez” ifadesi birbirinin önüne geçip engellemez, bir birine mani olmaz, birbirinin üstünde baskı ve zorbalık yapmazlar demektir. Takaddüm öne geçmek tahakküm ise bir başkası üstünde üstünlük kurmak ve onu kendine bağlamaya çalışmaktır.
Mesela bir Nur talebesi diğer bir kardeşi üstünde üstünlük taslamaz, kendi meziyet ve faziletli yönünü kullanarak kardeşi üstünde baskı ve üstünlük kurmaya çalışmaz. Diğer kardeşini ezerek, iterek, kötüleyerek kendini öne geçirmeye çalışmaz. İlgi ve alakayı kendine çekmek için kardeşini rencide etmez ona haksızlık yapmaz.