"Fakat nasıl sen güneşe yetişemiyorsun, çok uzaksın, hiçbir cihetle yanaşamıyorsun. Fakat güneşin ziyası, güneşin aksini, cilvesini senin âyinen vasıtasıyla senin eline verir. Öyle de o Zat-ı Akdes’e ve o Şems-i ezel ve ebed’e biz çendan nihayetsi" İzahı?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Ayet-i kerimede haber verildiği gibi, Cenab-ı Hak bize şah damarımızdan yakındır. İlim sıfatıyla hücrelerimize, atomlarımıza karar her şeyimizi bilmekte, kudret sıfatıyla her işimizi görmektedir. Biz ise ondan “nihayet derecede uzağız.” Yani aklımız O’nun mukaddes zatının ve sıfatlarının mahiyetini bilmekten çok uzaktır. Biz ancak esmâ tecellileri olan mahlukat aleminde nazarımızı ve fikrimizi dolaştırabiliriz.

Allah zatı itibari ile değil, isim ve sıfatları ciheti ile her şeyin yanında hazır ve nazırdır.

On Altıncı Söz'deki Güneş misali bu hakikati akla yaklaştırmak için verilmiştir. Güneş zatı itibarı ile bizden çok uzak olmasına rağmen, ısı ve ışığı ile göz bebeğimizin içine kadar girmektedir.

Besmelenin Allah’ın rahmet hazinesinin anahtarı olmasında şöyle latif bir nükte vardır:

Sonsuz kibriya sahibi olan Allah ile insan arasındaki münasebetin sebebi, Allah’ın sonsuz merhamet ve şefkatidir. Yani nihayetsiz zillet ve hakaret içinde olan insanı Allah’a muhatap ve dost yapan sır şefkattir. Öyle ise insanı Allah’a yaklaştıracak ve dost kılacak en kısa ve keskin yol şefkat hakikatine yapışmaktır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...