"Madem o esma bakidirler ve cilveleri daimîdir; elbette nakışları teceddüd eder, tazelenir, güzelleşir." Ne demektir?

Soru Detayı

- Esmanın baki olması neden yenilenmeyi gerektirsin sonu ve başı olmayan bir şeyin yansımayla başlangıç ve sonu olması ama kendisinin sonsuz olmasını açıklar mısınız?
- Kendisi sonsuzdu zaten vardı peki neden sonu olan bir dünya ve kainatta yansımayı irade etti ? Ve biz bu isimlerin sonsuz olduğunu nereden bileceğiz?
- Veyahut esmanın baki olmasını bilip nakışlarının yenilenmesine ne gerek vardı sabit de kalabilirdi sonuçta kendisi sonsuz olan bir şeydi?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Hakikat nokta-i nazarında, eşyadaki cemâl ve kemâl, esmâ-i İlâhiyeye aittir ve onların nukuş ve cilveleridir. Madem o esmâ bâkidirler ve cilveleri daimîdir; elbette nakışları teceddüd eder, tazelenir, güzelleşir.

Ademe ve fenâya gitmiyor; belki, yalnız itibarî taayyünleri değişir. Ve medar-ı hüsün ve cemâl ve mazhar-ı feyiz ve kemâl olan hakikatleri ve mahiyetleri ve hüviyet-i misaliyeleri bâkidirler." (Mektubat, 24. Mektub, Birinci Makam)

Bu konu İslam felsefesi, tasavvuf ve özellikle Risale-i Nur çizgisinin en derin ve üzerine en çok düşünülen varlık varoluş meselelerindendir. Zihnimizdeki bu düğümleri çözmek için konuyu adım adım, mantıksal bir silsileyle ele alalım.

Esmânın Baki Olması Neden Yenilenmeyi (Teceddüdü) Gerektirir?

"Kendisi sonsuz olan bir şey sabit de kalabilirdi, neden yenileniyor?" sorusu akla çok uygun görünür. Ancak buradaki sır, "canlılık", "hayat" ve "kemal" kavramlarında saklıdır.

Donukluk ve Devingenlik: Eğer esmanın tecellileri ve yansımaları sabit ve donmuş kalsaydı, bu durum bir süre sonra durağanlığa, tekdüzeliğe ve âdeta bir ölüm sessizliğine yol açardı. Oysa Yaratıcı "Hayy"dır. Hayatın şe'ni (gereği) ise hareket, faaliyet ve her an yeni bir tezahürdür.

Sonsuz Gizli Hazinelerin Gösterilmesi: Bir ressamın tek bir harika resim yapıp bırakması mı onun maharetini daha iyi gösterir, yoksa her an tuvale yeni, bambaşka ve daha büyüleyici resimler çizmesi mi? Esma sonsuz olduğu için, o sonsuzluğu tek bir sabit tabloda göstermek imkânsızdır. Sonsuzluk, ancak kesintisiz ve sürekli bir yenilenme şeridiyle (sinema şeridi gibi) zamana dökülerek ilan edilebilir. Bir fotoğrafın sabit olması ile aynı manzaranın bir video ile değişen herşiyle işlenmesi arasındaki münasebet deöyledir.

Sonsuz Bir Şeyin Yansıması Neden Başlangıcı ve Sonu Olan Bir Formda Olur?

"Kendisi sonsuz, ama yansıması neden ölümlü ve sınırlı?" sorusunun cevabı, Risalelerde sık sık işlenen "Ayna ile Güneş" ilişkisinde gizlidir.

Güneş büyüktür ve muazzam bir ısı / ışık kaynağıdır. Yer yüzündeki küçük bir cam parçası veya bir su damlası, o Güneş'i kendi çapınca yansıtır.

Su damlasının içindeki "küçük güneşin" bir başlangıcı vardır (damla oluşunca başlar) ve bir sonu vardır (damla buharlaşınca biter). Ama o damla yok oldu diye gökteki gerçek Güneş'e zeval gelmez.

İşte kâinattaki her bir varlık (nakış), o sonsuz isimlerin tecelli ettiği birer geçici aynadır. Aynanın ölümle kırılması, ışığın kaynağının yok olduğu anlamına gelmez; sadece başka bir aynada yeni bir ışığın parlamasına yer açar. Sonsuz olan, sınırlı olan aynalar vasıtasıyla kendini parça parça gösterir.

Kendisi Zaten Varken, Neden Sonu Olan Bir Kâinatta Yansımayı İrade Etti?

Bu soru "Allah kâinatı neden yarattı?" sorusunun özüdür. Kelam ve tasavvufta bunun temel gerekçesi "Muhabbet ve Kendini Bilme / Gösterme" olarak açıklanır:

“Ben gizli bir hazine idim; bilinmek istedim, mahlukatı yarattım.” (Acluni, Keşfü'l-Hafa, II, 132)

hadis-i kudsisindeki hakikat, bu konuya en güzel bir cevaptır.

On Birinci Söz'deki "Her cemal ve kemal sahibi, kendi güzelliğini ve mükemmelliğini görmek ve göstermek ister..." hakikati de bu kudsi hadisin bir izahı sadedindedir.

Kendi Eserini Kendisi Görmek İstemek (Şuhud): Sanatkarın kendi eserine bakıp takdir etmesi.

Başkalarına Göstermek: O güzellikten anlayan seyircilerin (insanların, meleklerin ve diğer şuur sahiplerinin) takdirini ve sevgisini kazanmak.

Sonsuz Yaratıcı, Kendi isimlerinin mucizelerini, adaletini, şefkatini, rızık vericiliğini icraat üzerinde görmek ve şuurlu varlıklara göstermek için bu imtihan ve faaliyet meydanını irade etmiştir.

Biz Bu İsimlerin Sonsuz Olduğunu Nereden Bileceğiz?

Bizim sınırlı aklımız sonsuzluğu doğrudan ihata edemez (kuşatamaz). Ancak akıl, ipuçlarından yola çıkarak o sonsuzluğu kesin olarak derk eder (anlar). Bunu anlamanın yolları şunlardır:

Kesintisiz Faaliyet: Kâinat yaratıldığı günden beri ne rızık bitiyor, ne temizlik bitiyor, ne de harika tasarımlar tükeniyor. Eğer Rezzak, Kuddüs, Sani gibi isimlerin arkasında sonsuz bir kaynak olmasaydı, malzemenin çoktan tükenmesi, kâinatın iflas etmesi gerekirdi. Tükenmeyen bir faaliyet, kaynağın sonsuz olduğunu gösterir.

Zıtların Birliği ve Düzen: Küçücük bir hücreden devasa galaksilere kadar her yerde aynı kusursuz nizamın işlediğini görüyoruz. Bu durum, gücün ve ilmin bir sınırının olmadığını, her şeyi kuşattığını akla ispat eder.

İnsanın Sonsuzluk Arzusu: Bizim kalbimize "sonsuzluk aşkı" verilmiştir. Hiçbir fâni şey bizi tam doyurmaz. Sınırlı bir varlıkta sonsuzluk arzusunun bulunması, bizi var eden kaynağın sonsuz olduğunun ve bizi sonsuz bir aleme (ahirete) hazırladığının en büyük enfüsi (içsel) delilidir.

Özetle: Sabit kalmak bir donukluk ve eksikliktir. Esmanın baki ve daimî olması her an, her saniye yepyeni şekillerde, bıkkınlık vermeyen bir güzellikle yeniden ve yeniden tecelli etmesini gerektirir. Kâinat, o sonsuz okyanusun dalgalanıp duran geçici köpükleridir; köpükler gider, deniz baki kalır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Okunma sayısı : 13
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...