Güneşteki kuvvet, güneşin kendi etrafında dönmesi mi, kütle çekimi Cenab-ı Allah'ın kudreti mi?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Kanun, Allah’ın ilim ve irade sıfatı ile bir şeyi tayin ve tespit etmesidir. Yani binanın kalıbından önce plan ve projesini tanzim etmek misüllü, kâinat içinde sayısız işlerin tanzim ve planlarının hazırlanması ve bunların sürekli bir şekilde istimrarı hâdisesine kanun denir. Tıpkı mevzuat ile mevzuatı tatbik eden memur gibi. Mevzuat kanundur, -La teşbih- onu tatbik eden ise Allah’ın kudretidir.

Kuvvetlerden kast edilen mânâ ise, Allah’ın kudretinin plan ve proje olarak tanzim edilen kanunların icra ve tatbik edilmesinden aldığı isim ve ünvandır. Yani Allah’ın kudreti suyun kaldırma kanununda tecelli edince, o ismi alıp, onunla biliniyor. Güneşin çekme ve itme kanununda tecelli edince de, o isim ve ünvan ile anılıyor...

Kanunların isim ve ünvanlarını veren insanlardır. Kanunların itibarî ve vehmî olması bu mânâyadır. Hakiki mânâda iş gören ve tesir eden ise Allah’ın kudretidir. Sebepler sadece bir kaide ve kanun olarak vardırlar, fail ve iş görücü değildirler. Çekme ve itme kuvveti fiil ve kanun olma noktasından inkâr edilmiyor, sadece o kanun ve fiilin failinin Allah olduğu nazara veriliyor. Güneş ile gezegenleri birbirine bağlayan güç ve kuvvet Allah’ın kudretidir. İnsanlar bu kudretten gaflet ederek, sanki o bağlama işini, kanun diye bir mefhum varmış da, o yapıyor zannediyorlar. İşte inkâr edilen, o çekme prensibi değil, mevhum kanun heyulasıdır.

Mesela elma ağacının, elmanın teşekkül safahatında hakiki mânâda hiçbir müdahale ve tesiri yoktur. Ağacın bütün safhalarını murakabe edip yaratan Allah’tır. Ağaç ve elma arasında yaratma nokta-i nazarından hiçbir münasebet yoktur. Kayyumiyet sırrı ile Allah’ın kudreti elmanın teşekkül safhalarını her noktasında ve her merhalesinde mutlak galiptir.

Allah kudretini şu kâinattan çektiği an, her şey helak olup yok olur. Ortada ne kanun, ne sebep, ne de başka bir şey kalır, her şey mahvolur. Zerreden yıldızlara kadar her şey Allah’ın kudreti ile ayakta durur, vazifesini onunla ifa eder. Onun kudreti olmadan hiçbir şey hareket edemez.

Kuvvet sadece kudretin bir ismi ve ünvanıdır. Kâinatta hakikî fail, yani iş gören Allah’ın kudretidir. Nasıl bizim kendi fiilimize "bizim" dememiz mecazî ise, kanunlara atfedilen işler de mecazîdir. Kâinatta zerre miktar başka bir fail ve yaratıcıya ihtimal vermek küfür ve şirk olur. Her şeyin faili, yaratıcısı Allah ve O’nun kudret sıfatıdır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

zerre16

Zerreden maksat atom değildir. Atomu oluşturan en küçük “elementer parçacıklar” kastedilmektedir. Yani parçalandığında elde edilen yine kendisi olan ve atomun alt parçacıklarının yapı taşı olan parçacıklar, partiküller.
Kainat ilk yaratılış anında saf enerji iken, bir ihtizaz ile, titreşme ile harekat başladı. Harekat ile enerji dalgalanmaları ve değişimleri meydana geldi. Bu dalgalanmalardan madde ve anti-madde doğdu. Bu saniyelerde kainat; madde, anti-madde ve enerjiden ibaret bir nevi köpük gibiydi. Meydana gelen her bir elementer parçacığın kendilerine has Mevlevi misal harekatı vardı. Sonra imtizaç emriyle bu parçacıklar atomu oluşturan alt parçacıkları oluşturmak için bir araya gelmeye (ittifak) ve birleşmeye (ittihad) başladılar. Birleştiklerinde iki hareketten biri, açıkta kalan harekat tekrar enerjiye dönüşüyordu. Bu noktada iki zerrenin hareketinden, açıkta kalan (muallakta kalan) harekattan tekrar enerji meydana gelmektedir. Yani harekat , harareti (enerjiyi) tevlid etmektedir. Bu hadise ile henüz atom meydana gelmemiştir ancak ilk kütle meydana gelmiştir. Kütle, oluştuğunda bazı kuvvetleri ihtiva eder. Bunlardan biri çekim kuvvetidir. (GM1*M2)/ R2 buradaki M, çekim kuvvetini doğruna kütledir.
Dikkat edilse, zerrelerin harekatından, hararet (enerji) ve bundan kütle, kuvvetler, ve ondan da çekim kanunu husule geliyor.

*Her saniye kainatın her yerinde harekat neticesinde tebeddül ve tegayyür devam eder gider. Burada hararetten maksat enerjidir. Örn. Hararet-i ruh, ruhun sıcaklığı manasında değildir. Ruhun dinamizmi, enerjisi manasındadır. (Yine aynı şekilde hararet-i hüzün: hüznün şiddetli olması, hararet-i gariziye: duyguların şiddetli, enerjik olması vs.)
İşte bu hal ile, harekat , harareti yani enerjiyi, enerjiden kütle yani madde meydana geliyor.


*ilk kütle (parçacığın) meydana gelmesinden sonra quarklar, sonra quark grupları (hadronlar), onlardan proton ve nötron ve sonunda atom meydana geliyor.

*Bu konuya bağlantılı eğer bilen bir fizikçi arkadaşımız, higgs parçacığı ve kütlenin oluşumu ve tanımlanması ile ilgili bilgi verir ve bizi aydınlatırsa çok memnun olurum.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...