"Hakkından fazla ona hak vermek, ona merhamet değil, şedit bir zulümdür." cümlesini izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Hem merhamettir. Çünkü o zaife kız, pederinden şefkate ve kardeşinden merhamete çok muhtaçtır. Hükm-ü Kur'ân'a göre o kız, pederinden endişesiz bir şefkat görür. Pederi, ona 'Benim servetimin yarısını ellerin ve yabanilerin ellerine geçmesine sebep olacak zararlı bir çocuk.' nazarıyla endişe edip bakmaz. O şefkate, endişe ve hiddet karışmaz."

"Hem kardeşinden rekabetsiz, hasetsiz bir merhamet ve himayet görür. Kardeşi, ona 'hanedanımızın yarısını bozacak ve malımızın mühim bir kısmını ellerin eline verecek bir rakip' nazarıyla bakmaz; o merhamete ve himayete bir kin, bir iğbirar katmaz."

"Şu halde, o fıtraten nazik, nâzenin ve hilkaten zaife ve nahife kız, sureten az bir şey kaybeder; fakat, ona bedel, akaribin şefkatinden, merhametinden tükenmez bir servet kazanır. Yoksa, rahmet-i Haktan ziyade ona merhamet edeceğiz diye hakkından fazla ona hak vermek, ona merhamet değil, şedit bir zulümdür."(1)

Burada konu edilen, kız çocuklarına verilecek miras payının erkek kardeşe göre yarım olması, hem adalet hem de merhamettir. Üstadımız burada bunun izahını mükemmelen yapıyor. Fakat insanlar Allah'ın bu adil taksimatını beğenmeyip, kız çocuklarına haklarından fazla hak verdiler ve payları eşitlediler. Allah'ın rahmetinden fazla rahmet etmeye kalkışmak, rahmet değil şiddetli bir zulümdür.

"İhkak-ı hak" ya da "adalet", her şeye layık olduğu hakkını vermek, her şeyi en uygun mevkie, yerli yerine koymak demektir. Zulüm ise bunun tersidir.

Mesela, pençeleri ve keskin dişleri olan aslana kuzu ruhu verilse, kuzuya da aslan ruhu takılsa, bu adaletsizlik olur.

Yine yüzün simetrik yapısında burun iki metre olsa, kulak on arşın yapılsa, bu da zulüm olur.

Misal olarak, insanın simasına bakalım:

Bu simanın hakkı; iki göz, iki kulak vs. dir. Bu organların şekilleri, yerleri, özellikleri, büyüklükleri hep insan simasına uygundur. Bu mana Adl ismini gösterdiği gibi Mukaddir ismini de gösterir. Yani, her organın mevcut şekli, yeri, büyüklüğü öylece takdir edilmiş ve Mukaddir ismine bir ayna olmuştur.

Ezcümle; adalet her şeye hakkını vermek iken, zulüm ise, hak sahibine hakkını vermemek manasına geliyor.

Bu ölçüler ışığında meseleye baktığımızda, her sahada her hak sahibine hakkını vermemiz gerekiyor, vermez isek zulme girmiş oluruz.

Şefkatimizi haksız bir şekilde ileri sürüp, kâfirin ebedî yanmasını kerih görmemiz, şiddetli bir zulüm ve haksızlık iken, Hariciler ve Mutezileler gibi günahkâr bir mü’mini de ebedî ateşe atmamız da haksız ve yersiz bir celallenmedir. Bu ölçüyü her sahada tatbik etmek mümkündür.

Ölçümüz rıza-yı ilahi olmalıdır, aksi takdirde zulümden kurtulamayız.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...