"Nasıl bir parmak yaralansa, göz, akıl kalp ehemmiyetli vazifelerini bırakıp onunla meşgul oluyorlar. Öyle de bu derece zarurete giren sıkıntılı hayatımız..." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"İkincisi: Herkes kendi başına bu kudsî hizmete tam ihlâs ve tam tesanütle tam liyakat göstermediğimizden, kader dahi buna baktı. Şimdi kader-i İlâhî, ayn-ı adalet içinde hakkımızda ayn-ı merhamettir ki, birbirine müştak kardeşleri bir meclise getirdi, zahmetleri ibadete ve zayiatları sadakaya çevirdi. Ve yazdıkları risaleleri her taraftan nazar-ı dikkati celb etmek ve dünyanın mal ve evlâdı ve istirahati pek muvakkat ve geçici ve herhalde bir gün onları bırakıp toprağa girecek olmasından, onların yüzünden âhiretini zedelememek ve sabır ve tahammüle alışmak ve istikbaldeki ehl-i imana kahramanâne bir nümune-i imtisâl, belki imamları olmak gibi çok cihetle ayn-ı merhamettir. Fakat yalnız bir cihet var ki, beni düşündürüyor."

"Nasıl bir parmak yaralansa göz, akıl, kalb ehemmiyetli vazifelerini bırakıp onunla meşgul oluyorlar. Öyle de bu derece zarurete giren sıkıntılı hayatımız, yarasıyla kalb ve ruhumuzu kendiyle meşgul eder. Hattâ dünyayı unutmak lâzım olduğu bir zamanımda, o hal beni masonların meclisine getirdi, onları tokatlamakla meşgul eyledi. Cenâb-ı Hak bu gaflet halini de bir mücahede-i fikriye nev'inden kabul etmek ihtimaliyle teselli buldum."(1)

Hayatın sıkıntı ve meşakkatleri, insanı asıl vazifesi olan ibadetten alıkoyabilir ya da en azından huzura zarar verebilir. Üstad Hazretlerinin de ifade ettiği gibi; nasıl parmak yaralandığı zaman insanın aklı ve dikkati oraya temerküz ediyor ve sair şeyleri görmesine bir cihetle mâni oluyorsa, aynı şekilde hapis gibi sıkıntılı ve meşakkatli bir vasat da bazen insanın huzurunu kaçırıp, iman hizmetinin aksamasına sebep olabiliyor.

"Sıkıntılı hayatımızın yarası" ile işaret edilen husus, hapis ve aileden mahrum kalmak gibi sıkıntılardır. Bu gibi sıkıntılar bazen iman hizmetini sekteye uğratabiliyor. Bu gibi sıkıntılar kalb ve ruhu kendi ile meşgul edip Risale-i Nurların kâmil bir şekilde tefekkür edilip neşredilmesine perde olabilir, denilmek sureti ile bu hususa dikkat çekiyor.

Evet, başında büyük bir sıkıntı olan adam nasıl ekmekten, aştan kesiliyor ise, dünyanın büyük sıkıntıları da iman ve Kur’an hizmetinde rehavete ve asıl vazifeleri unutmaya sebep olabiliyor.

(1) bk. Şualar, On Üçüncü Şua.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...