"Fedakâr zâtlar, kendi dostu yerine ölüyorlardı. Zannederim, o merhum benim yerimde gitti." Hafız Ali Ağabeyin Üstad yerine gitmesini nasıl anlamalıyız? Ölüm herkes için belli değil mi?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Ecel-i muallak ve ecel-i müsemma: Levh-i Mahv İsbat'ta mukadder olarak yazılı, bâzı şartlarla mukayyed olan kader meydana geliyor...

Üstad'ın ifadesi ile eşya önce levh ediyor, yani varlık sahasına çıkıyor, görünüyor; sonra mahv oluyor, yani zeval ve ölüm ile varlık sahnesinden çekiliyor. Ardından yine başka mahlûk ve eşya o gidenlerin ardından varlık sahnesine çıkıyor ve buna da ispat deniyor. Bu tarif, zaman mefhumunun da tarifidir.

Zaman şeridi, yazar bozar bir tahta hükmünde olduğu için, yazılar ve mukadderat son hali ile yazılı değildir, şart ve meşrut kaidesi vardır. Yani Allah der; “kulum şu şartı yaparsa, ben de ona şöyle muamele ederim.” Mesela, Allah bir kulunun ömrünü sıhhatına dikkat etmek kaydı ile seksen yıl tahsis eder, ama o kul sıhhatına dikkat etmez. Allah da Levh-i Mahv ve İsbat’a yazmış olduğu seksen yılı siler ve onu elli yıla çevirir. İşte "sadakanın belayı def edip ömrü uzatması" da bu hakikatin bir neticesidir.

Ama insanın ömrüne dair bu son hali şartları ile beraber Levh-i Mahfuz'da vardır. Burada bir değişme olmaz. Yani Allah zaten onun sağlığına dikkat etmeyip ömrünü elli yıla düşüreceğini ezelî ilmi ile biliyordu ve bunu Levh-i Mahfuz'da kaydetmişti. Bu kader, her şeyi içine alan, Allah’ın ezelî ilminin bir unvanıdır.

Sadakanın ömrü uzatmasının hakikati ne olursa olsun, neticede insanın ölümü söz konusudur. Bu ise ezelî ilmiyle Allah’ın malumudur ve değişmesi mümkün değildir. Meselâ, ömrü kırk sekiz sene olan bir kimsenin verdiği bir sadaka ile ömrünün iki yıl uzadığını farz edelim. Cenab-ı Hak o şahsın söz konusu sadakayı vereceğini bildiği için, ömrünü elli sene olarak takdir etmiştir. İşte bu ecel değişmez.

Zekât ve sadakanın ömrü uzatmasının bir mânası da rızıkta berekete, ömrün huzur ve sürur ile geçmesine vesile olmasıdır.

Meselâ, bir ağacın her baharda dört yüz meyve verdiğini ve ömrünün on sene olduğunu farz edelim. Cenab-ı Hakk’ın o ağaca bir baharda dört yüz yerine sekiz yüz meyve verdirmesi halinde, o ağacın ömrü manen bir yıl uzamış demektir.

İşte sadaka ve zekât da insan ömrünün bereketini artıran güzel bir vasıtasıdır ve bu mânada ömrü uzatmaktadır.

Ömrün uzamasının bir başka ciheti de ölümden sonra hayır ve hasenat defterinin kapanmamasıdır. Faydalı bir eser neşreden bir âlimin yahut bir ibadethane inşa eden bir zenginin sevap defteri ölümüyle kapanmaz. Bu ise onların ömürlerinin uzaması demektir.

Zamana ve Levh-i Mahv ve İsbat'a kaderin bir alt birimi nazarı ile bakabiliriz. Zaman, kaderin varlık âlemindeki bir tezahürüdür. Bir nevi yazılan ve verilen hükmün infaz edilmesidir. İşte zamanın ve Levh-i Mahv ve İsbat'ın hakikati bundan ibarettir.

"Allah dilediğini imha eder, dilediğini de yerinde bırakır. Ana kitap O'nun katındadır." (Ra’d, 13/39)

"Eğer biz bir âyetin hükmünü kaldırır veya onu unutturursak, ondan daha hayırlısını veya dengini getiririz." (Bakara, 2/106)

“Sadaka verin; hastalarınızı sadaka ile tedavi edin. Muhakkak ki sadaka, gelen arazlar, marazları / hastalıkları geri çevirir. Sadaka aynı zamanda ömrünüzün uzamasına, iyiliklerinizin katlanmasına vesile olur.”(Kenzu’l-Ummal, h. No: 16113).

Allah dilediğini mahveder, dilediğini yerinde sabit tutar. Gerek yaratmada, gerek hüküm koymada dilediğini mahveder. Varlık âleminden siler, hükümden düşürür, yürürlükten kaldırır, izini yok eder. Dilediğini de onun yerine geçirir veya doğrudan doğruya yenisini yaratır.

Üstad Hazretlerinin ifadesiyle:

“Levh-i Mahv-İsbat ise, sabit ve daim olan Levh-i Mahfuz-u A’zam’ın daire-i mümkinatta, yani mevt ve hayata, vücud ve fenaya daima mazhar olan eşyada mütebeddil bir defteri ve yazar bozar bir tahtasıdır ki, hakikat-ı zaman odur.”(1)

Yukarıda ifade edilen, gerek ayet gerek hadis ve gerekse de Üstad Hazretlerinin tespitlerinden Levh-i Mahv-İsbat’ta bazı şartların ve ona bağlı olan hususların değişebileceği veya onun bedeline tayin edilebileceğini anlamak mümkündür. Hafız Ali Ağabeyin muallak kaderde bir ölüm hükmü varmış ama Allah sonra o hükmü bozup Üstad Hazretlerinin yerine şehitliği nasip etmiş demekte bir mahzur yoktur.

(1) bk. Mektubat, Onuncu Mektup .

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

erdem79

Açıklamanın son paragrafında "Yukarıda ifade edilen,  gerek ayet gerek hadis ve gerekse de Üstad Hazretlerinin tespitlerinden Levh-i Mahv-İsbat’ta bazı şartların ve ona bağlı olan hususların değişebileceği veya onun bedeline tayin edilebileceğini anlamak mümkündür." ifadesi geçiyor.

Aynı konu ile ilgili yazıların bir kaç yerinde bu cümle denk geldi. "onun bedeline tayin edilebileceğini" ne demektir? 
 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)

"Eğer biz bir âyetin hükmünü kaldırır veya onu unutturursak, ondan daha hayırlısını veya dengini getiririz." (Bakara, 2/106) birisi gider onun bedeline başkası tayin edilir demek. 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...