Block title
Block content

Hased duygumuzu söküp atamayacağımıza göre, bunun yüzünü hayra nasıl çevirebiliriz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Kuvvetli bir iman, sağlam ve düzenli bir ibadet hayatı ile insan bu gibi kötü hasletleri tadil ve tamir edebilir; edemese de zararsız ve etkisiz bir hâle sokabilir. Duyguların bütünü ile yok edilmesi zaten imkansız, ama sizin de ifade ettiğiniz gibi, bu duyguların yüzünü hayra kanalize etmek ya da iç âlemde yandığı hâlde dışarı da etkisiz hale getirmek pekala mümkündür.

Haset, Allah Teala’nın kullarına ihsan ettiği nimetleri çekememek, kıskançlık duymak, Allah’ın taksimine razı olmamak manasına gelmektedir.

 Oysa âyet-i kerimede şöyle buyuruluyor:

“Mülkün sahibi Allah’tır. Dilediğine verir, dilediğinden alır, dilediğini alçaltır, dilediğini yükseltir, dilediğini aziz, dilediğini zelil eder. Her türlü hayır O’nun elindedir. Gerçekten O her şeye kadirdir.” (Âl-i İmrân, 3/26).

Fudayl bin İyaz’ın, “Mü’min gıpta eder, münafık haset eder.” buyuruyor. Bu mülahazaya göre hasetliğin doğru ve hak yüzü gıptadır. Yani hasid adama hasetliği bırak denilmez, gıpta et denilir.  Gıpta, başkasında olan bir nimetin aynısının o kişinin nimetine bir zarar ve eksilme olmadan, aynısının kendisinde de olmasını istemesidir.

Gıpta etmeye de güç yetiremiyor ise, bari hasetliğin gereğini yani amele ve davranışa yansımasını engellemelidir. Yani o duygu iç âleminde yandığı halde kişi bu duygunun gereği ile amel etmez ise bu onun açısından büyük bir fazilet yüksek cihat olur.  

Özetle, insan içindeki kin ve nefreti teskin edip yüzünü çeviremiyorsa, bu kin ve nefreti eylem ve amele dökmediği müddetçe mesul sayılmaz. Üstad'ın şu ibareleri bu meseleye ışık tutar kanaatindeyiz:

"Eğer dersen: 'İhtiyar benim elimde değil; fıtratımda adâvet var. Hem damarıma dokundurmuşlar, vazgeçemiyorum.' "

"Elcevap: Sû-i hulk ve fena haslet eseri gösterilmezse ve gıybet gibi şeylerle ve muktezasıyla amel edilmezse, kusurunu da anlasa, zarar vermez. Madem ihtiyar senin elinde değil, vazgeçemiyorsun. Senin, mânevî bir nedamet, gizli bir tevbe ve zımnî bir istiğfar hükmünde olan kusurunu bilmen ve o haslette haksız olduğunu anlaman, onun şerrinden seni kurtarır. Zaten bu Mektubun bu Mebhasını yazdık, tâ bu mânevî istiğfarı temin etsin; haksızlığı hak bilmesin, haklı hasmını haksızlıkla teşhir etmesin."(1)

(1) bk. Mektubat, Yirmi İkinci  Mektup.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Birinci Mebhas, Dördüncü Vecih | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 2604 | Word indir | Pdf indir
Paylaş

Yorumlar

drerkan
Yani, “Dünya öyle bir metâ değil ki nizâa değsin.” Çünkü, fâni ve geçici olduğundan kıymetsizdir. Koca dünya böyle ise, dünyanın cüz’î işleri ne kadar ehemmiyetsiz olduğunu anlarsın.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
fakirullah

“Hasedin çaresi: Hâsid adam, hased ettiği şeylerin akibetini düşünsün. Tâ anlasın ki; rakibinde olan dünyevî hüsün ve kuvvet ve mertebe ve servet; fânidir, muvakkattır. Faidesi az, zahmeti çoktur. Eğer uhrevî meziyetler ise, zâten onlarda hased olamaz. Eğer onlarda dahi hased yapsa; ya kendisi riyakârdır, âhiret malını dünyada mahvetmek ister veyahut mahsudu riyakâr zanneder, haksızlık eder, zulmeder.” Mektubat ( 266 )
Denildiği gibi hased mecazi olarak yani dünyevi şeyler için işletmeye değmiyor; uhrevi meziyetlerde de olamıyor çünkü Risale mesleğinde fenafil ihvan=tefani var, kardeşinin meziyetini kendininmiş gibi iftihar etme, halleri var. Bu açıdan ne haset ne de onun hafifi olan gıbta damarı ehli iman kardeşlerimize karşı işletilmiyor, diye anladım.
Ancak bu damarı müsbet manada uhrevi alanda şöyle kullanmak caiz olabilir: batıl davalar uğrunda fedakarlık edenlere Cenabı Hak davalarındaki ihlasla bağlanmalarına binaen bazı başarılar ihsan ediyor. Bunlara karşı mecazi bir hased işlese bizdeki gayreti tetiklemeye vesile olabilir. Mesela: filan keşşaf günde 17saat çalışıp şu aleti keşfetmiş. Biz de ebedi alemleri seyrettirecek latifelerimizi açmak için günde birkaç saat tefekkürle gayret etsek, Cenabı Hak da bize ikram eder, manasında düşünebiliriz. Ya da adamların batıl davalarındaki fedakarlıklarını görüp, Cennet ve rüyetle müjdelenmişken bana ne oluyor da atıl kalıyorum, nazlanıyorum, diye nefsimize karşı bir silah olarak hased damarını kullanabiliriz.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...