Hatıralarda Üstad'ın, "İnsanlarla fazla münasebet, iflas alametidir. Onun için buralarda fazla kişilerle görüşmüyorum." demesini nasıl anlayabiliriz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Eskişehir'de Mahkemeye Verilmiştik"

"1934 senesinde Üstad Hazretleriyle birlikte 120 Nur Talebesi Eskişehir'de mahkemeye verildik. Benim mahkemem gayr-i mevkuf olarak devam etti. Beş altı ay açıkta kaldım. Daha sonra yine daireye girdim."

"Daha sonraki yıllarda Barla'ya Üstad'ın yanına ziyarete gidip, yanında iki gün kaldım. Bana: 'İnsanlarla fazla münasebet, iflas alametidir. Onun için buralarda fazla kişilerle görüşmüyorum.' dedi." (Tanıyanların Dilinden, İsmail PERİHANOĞLU'NUN Hatıraları; bk. ŞAHİNER, Son Şahitler, I, 126)

Üstad Hazretlerinin bu ifadesini üç şekilde anlamak mümkündür:

Birincisi, Allah ve ahireti düşünmeyen insanlarla fazla içli dışlı olmak, yani onların hayat tarzlarına fazlaca girmek, insanı iman ve ibadet açısından riske sokar. Günahları rahat-ı kalp ile işleyip yalan, hile, gıybet gibi şeyleri sıradan addeden bir çevreye fazlaca girmek, insanı manevi ve uhrevi açıdan iflasa sürükler. Yoksa sırf bu tarz insanlara imanı anlatmak amacı ile ya da salih insanlar ile iç içe bulunmak insanı iflasa sürüklemez, tam aksine insana sevap kazandırır. Günümüzde çarşı pazarın içler acısı hâli, insani ilişkilerin dünyaya hizmet etmesi, içtimai ve siyasi hayatın çok çirkin bir vaziyette olması meselemize gayet güzel bir levhadır.

İkincisi, bazı ruhi hassasiyetlerden dolayı insanlardan istinkaf etmek zaruri olabiliyor. Üstad Hazretlerinin misyonu, Risale-i Nurların yazılması ve neşredilmesidir. Bu büyük misyon bazı adi ve basit hasletlerden tecerrüt etmeyi gerektiriyor. Nitekim eski zamanlarda birçok kutup ve müceddid, vazifelerine tam hazırlanmak için bir müddet insanlardan mücerret bir şekilde dağda mağaralarda uzlete çekilmişlerdir. Tabi bu sürekliliği olan bir durum değildir. Üstad Hazretleri, hem Risale-i Nur'un yazılması döneminde hem de teveccüh-ü nastan kaçıp ihlas-ı etemmi temin etmek maksadı ile basit ve adi münasebetlerden kaçınmış, yüksek bir uzlet ve tecerrüde girmiştir.

Üçüncüsü, isanların yapacağı işleri olmadığında toplanıp birbirlerine ünsiyet vermesi insanlara has bir durumdur. Dolayısıyla yapacağı işi olmayan insanlara Üstad'ımız müflis olarak bakmaktadır. Bu nedenle daima hayır ve ahiret noktasında kendimize işler bulalım ki, müflis olmayalım. Burada Üstad'ımızın bu dersi de verdiği kanaati oluşmaktadır.

İlave bilgi için tıklayınız:

- "Vücutta atalet yok; işsiz adam, vücutta adem hesabına işler." İzah eder misiniz?

- "En bedbaht, en muzdarib, en sıkıntılı, işsiz adamdır. Zira, atâlet ademin biraderzadesidir. Sa’y, vücudun hayatı ve hayatın yakazasıdır." İzah eder misiniz?

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 3.685
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...