"Hem deme ki, 'Halk içinde ben intihap edildim. Bu meyveler benim ile gösteriliyor. Demek bir meziyetim var.' Hayır, hâşâ!" İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bu paragrafta tevazuyla hakikatin birlikte sergilendiğini görüyoruz. Bütün asırların korkup titrediği âhir zaman fitnesinin, olanca şiddetiyle hükmettiği bu dehşetli asırda, iman hizmeti gibi en ulvî bir vazifeyi Nur Risaleleriyle en mükemmel bir şekilde yapan Üstad Hazretleri, bu büyük mazhariyete karşı nefsinden yanlış bir ses gelmemesi için, ona bu tesirli dersi veriyor. Bizler de bir hizmette başarı gösterdiğimiz ve halkın takdirlerine mazhar olduğumuz zaman, bu dersten tam hisse alarak nefsimizi susturmalı ve onu haddini aşmaktan korumalıyız.

“Herkesten ziyâde sen müflis ve muhtaç ve müteellim olduğundan en evvel senin eline verildi.”cümlesi hakikatle yakından alâkalı bir tevazu cümlesidir. Şöyle ki, âhir zaman fitnesinin bütün mukaddes kıymetleri tahribe başladığı dönemde, her hamiyet sahibi bir endişeye kapılmış ve bu fitneye karşı kendi çapında bir şeyler yapmak istemiştir. Bazıları, istikbalde Kur’ân’ı anlayacak kimse kalmayacak endişesiyle himmetini tefsir sahasında teksif etmiş ve kıymetli tefsirler yazmışlardır. Bir kısmı ise hadis-i şerifler üzerinde yoğun bir faaliyet göstermiştir.

Üstad Hazretleri ise, ekilen menfî tohumlara bakarak, istikbalde farzlarını bile terk edecek, hatta iman hakikatlerinde şüphe ve inkâra düşecek bir neslin geleceğinden korkmuş, bunu dert edinmiş ve her derdin dermanını veren Cenâb-ı Hak da ona Nur Risalelerinin yazılmasını ilham ve ihsan etmiştir.

Nitekim bu konuda kendisi bizzat şöyle buyurmaktadır:

“Dert benimdir, devâ Kur'ân'ındır.” (Mektubât, Yirmi Sekizinci Mektup)

Bir ihsan-ı İlâhî olarak, bu büyük vazife Üstad Hazretlerine verilmiştir. Ancak bunun sebebini “liyakat, ilmen üstünlük, azami ihlâs” gibi sebeplere değil de kendisinin “herkesten ziyâde müflis, muhtaç ve müteellim” olmasına bağlanması, onun kulluk şuurundaki kemalinin bir nişanesi olduğu gibi, “aczde bin kuvvet gördüm.” ifadesiyle de yakından alâkalıdır. İnsan, kendisini ne kadar muhtaç, âciz ve fakir görürse, İlâhî rahmet onda o kadar fazla tecelli eder.

“Müflis”; iflas eden, bütün servetini, varlığını kaybeden demektir. Her insan da bir yönüyle müflis adam gibidir. Yani, kendisinin hiçbir şeyi yoktur, sahip olduğu her şey Allah’ın birer ihsanıdır ve ona emanet olarak verilmişlerdir. Bu şuura eren bir kulun kalbi, Rabbine karşı daimî bir muhabbet ve minnettarlıkla dolar.

"Müteellim” kelimesi bize Üstad Hazretlerinin şu ifadelerini hatırlatıyor:

“Karşımda müthiş bir yangın var. Alevleri göklere yükseliyor, içinde evladım yanıyor. İmanım tutuşmuş yanıyor...” (Tarihçe-i Hayat, Isparta Hayatı)

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...