Hava küresinin, "Manevi ve makbul hakikatlerin bir yazar-bozar tahtası hükmünde" olmasını izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

  • "Manevî ve Makbul Hakikatler"

Burada kastedilen hakikatler, soyut ve manevi olan, yani akıl, kalp ve ruh ile idrak edilebilen gerçeklerdir. Bunlar, imanın temel direkleri olan Allah'ın varlığı ve birliği, peygamberlik, ahiret, kader gibi imana dair konulardır. Bu hakikatler ancak manevi bir kabul ile anlaşılabilir. Yani, sadece akıl yürütmekle değil, aynı zamanda kalben ve ruhen de tasdik etmek gerekir.

Hava tahtasına yazılmış tevhit ve iman hakikatleri manevi ve makbul hakikatler oluyorlar. Bunların silinip tekrar yazılması ise havanın muhtelif faaliyetlerinin sürekli değişip dönüşmesine işaret ediyor. Havanın bir güneşli, bir yağmurlu ve bir karlı olması gibi. Ve bu faaliyetlerin bir hikmet üzere ve kolaylıkla çekilip çevrilmesi ise ancak sonsuz bir ilim, irade ve kudretle mümkündür.

  • "Havanın Yazar Bozar Tahtası Olması"

Bu ifade havanın, tıpkı bir okul tahtası gibi, üzerine yazılan ve sonrasında silinen bilgileri barındırdığı metaforunu kullanır. Burada "yazılan" ve "silinen" şeyler şunlardır:

Havada yayılan bütün ses dalgaları, konuşmalar, müzikler, hatta en sessiz fısıltılar bile havayı titreştirerek bir nevi "yazı" oluşturur.

Havada yayılan ışık dalgaları da birer "yazı" gibidir. Uçan bir kuşun görüntüsü, bir yıldırımın parıltısı veya bir insanın yüz ifadesi de havaya yazılır.

Bütün konuşmalar, dualar, günahlar ve sevaplar da havaya kaydedilmiş gibi düşünülür.

"Küre-i hava", bu anlamda, bütün bu manevi ve fiziki olayların sürekli olarak kaydedilip silindiği bir ortamdır. Burada "kudretin acib bir mucizesi" diye bahsedilmesi, bu olayın sıradan, alışıldık bir durum değil, Allah'ın gücünün ve sanatının bir mucizesi olduğunu ifade eder.

Havanın sürekli değişip dönüşmesi (güneşli, yağmurlu, karlı olması) bu hakikatlerin tıpkı bir tahtadaki yazı gibi sürekli yenilendiğini ve tazelendiğini gösterir. Bu döngü, kâinatın donmuş ve durağan olmadığını, her an yeni bir sanat eserinin ortaya çıktığını simgeler.

Bu sürekli değişimin, yani hava tahtasına yeni "yazıların" yazılıp eskilerinin silinmesinin bir hikmet ve nizam içinde olması, ancak sonsuz bir ilim, irade ve kudret ile mümkün olabilir. Yani bir gün kar yağması, ertesi gün güneş açması ve bu döngülerin kusursuz bir denge içinde sürmesi, her şeyi bilen, her şeye güç yetiren ve her şeyi dileyen bir Yaratıcı'nın varlığının en büyük delillerindendir.

Sonuç olarak, burada, manevi hakikatlerin ve Allah'ın kudretinin en açık şekilde görüldüğü yerlerden birinin hava olduğunu; ancak insanların, bu durumu "ülfet perdesi" (alışkanlık ve normalleştirme) nedeniyle fark edemediğini anlatır. Tıpkı her gün kullandığımız, ama mucizevi yönünü düşünmediğimiz telefon gibi, havayı da her an kullanmamıza rağmen, onun manevi ve İlahi bir kayıt ve yayılım tahtası olduğunu gözden kaçırıyoruz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 193
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...