"Sünnet-i Seniyyeye tamam ittibaı riayet etmeyen bir kısım ehl-i süluk, velayeti nübüvvete tercih etmekle vartaya düşer." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"BİRİNCİSİ: Sünnet-i Seniyyeye tamam ittibâı riayet etmeyen bir kısım ehl-i sülûk, velâyeti nübüvvete tercih etmekle vartaya düşer. Yirmi Dördüncü ve Otuz Birinci Sözlerde, nübüvvet ne kadar yüksek olduğu ve velâyet ona nisbeten ne kadar sönük olduğu ispat edilmiştir." (Mektubat, 29. Mektub, Dokuzuncu Kısım)

Tasavvuf yolunda ilerleyen bazı kimseler (ehl-i süluk) velayeti (evliyalık mertebesini), nübüvvete (peygamberlik makamına) tercih etmek sureti ile büyük bir hata ve yanılgıya düşer. Bu durum, sünnet-i seniyyeye tam olarak uymamanın bir neticesi olarak ortaya çıkan ciddi bir hata ve büyük bir risktir.

Nübüvvet, Allah'tan vahiy alarak insanlığa ilahi mesajları tebliğ etme makamıdır. Peygamberler, Allah ile insanlar arasında elçidirler ve getirdikleri şeriat (dinî kanunlar) tüm insanlık için bağlayıcıdır. Peygamberlik kesbi (kazanılarak elde edilen) değil, vehbi (Allah vergisi) bir makamdır ve Hz. Muhammed (asm) ile sona ermiştir. Peygamberler masumdur (günah işlemekten korunmuşlardır) ve ümmetlerine en mükemmel ve en kusursuz örneklerdir.

Velayet kulun, Allah'a yakınlaşmasıyla elde ettiği manevi bir makamdır. Veliler, Allah'ın dostlarıdır ve ibadet, zikir, takva gibi amellerle bu mertebeye ulaşırlar. Velayet, kesbi olabilir ve ilahi ilhamlar, keşifler ve kerametlerle tezahür edebilir. Ancak velayet, nübüvvetin çok altındadır; veli ne kadar büyük olursa olsun, bir peygamberin mertebesine asla ulaşamaz onun derece ve makamına erişemez.

Bazı ehl-i sülukun bu vartaya düşmesinin temel nedeni, sünnet-i seniyyeye tam riayet etmemeleridir. Sünnet, İslam dininin yaşanış biçiminin, ibadetlerin, ahlakın ve tüm hayatın en mükemmel rehberidir. Peygamber Efendimiz (asm) kâinatın en kâmil insanı, ahlakın zirvesi ve Allah'ın razı olduğu yaşam tarzının tek ve biricik örneğidir. Bu hususta kimse ona denk ve şerik değildir.

Velayeti nübüvvete tercih etme vartasına düşmek, büyük tehlikeleri beraberinde getirir:

Bu, aslında dinin temel esaslarından sapmak demektir. Çünkü İslam'ın temeli, Allah'ın peygamberleri aracılığıyla gönderdiği vahiylere ve onların sünnetine teslimiyettir. Peygamberlerin üstünlüğünü inkâr etmek veya onlara eş koşmak, imana aykırı bir durumdur.

Sünnetten uzaklaşan kişi, kendi görüşleri veya yanlış yorumladığı manevi haller neticesinde dinde olmayan şeyleri dine sokmaya (bid'at işlemeye) başlar. Bu da dini tahrif etme tehlikesini doğurur.

Kendi nefsani tecrübelerini hakikat sanan ve Peygamberin yolundan ayrılan kişiler, ümmetin birliğini bozan, farklı ve yanlış yollar ihdas edebilirler.

Dolayısıyla, manevi yükseliş arayışında olan bir salik için tek güvenilir yol, Peygamber Efendimizin (asm) ahlakına, ibadetine, yaşam tarzına ve tebliğ ettiği şeriata sıkı sıkıya sarılmaktır. Zira en yüce makam olan nübüvvetin yolu, velayet yolunun da en sağlam zeminidir. Bir veli ne kadar yüksek mertebeye ulaşırsa ulaşsın, Peygamberin izinden bir zerre bile sapamaz, saparsa velayetten de sukut eder.

İlave bilgi için tıklayınız:

- "Nübüvvetin bir dirhem kadar cilvesi, bir batman kadar velayetin cilvesine müreccahtır." cümlesini izah eder misiniz?

- "Risalet" ve "Velâyet" ne demektir?

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 300
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...