"Hayat, vücudun nurudur; şuur, hayatın ziyâsıdır. Hayat, ruhun ziyâsıdır; şuur, hayatın nurudur." cümlesini ve mefhumların münasebetlerini izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Hayat; canlı olmak mânâsındadır. Vücut; varlık demektir. Nur, ziya ise; varlığın görünmesine ve aydınlanmasına sebep olan ışık demektir.

Yukarıdaki cümleleri şöyle anlamamız mümkündür.

Hayat vücudun nurudur; yani bir şeyin hakiki varlığı hayat sayesinde anlaşılır, hissedilir. Üstad'ın ifadesiyle;

"Bak, hayatsız bir cisim, büyük bir dağ dahi olsa, yetimdir, gariptir, yalnızdır. Münâsebeti yalnız oturduğu mekân ile ve ona karışan şeyler ile vardır; başka, kâinatta ne varsa, o dağa nispeten mâdumdur. Çünkü, ne hayatı var ki, hayat ile alâkadar olsun; ne şuuru var ki, taallûk etsin." (1)

Şuur hayatın ziyasıdır; burada ise hayatın mertebeleri olduğunu anlıyoruz. Şuur sahibi olan bir hayat mertebesinin, şuurdan mahrum olan bir hayat mertebesine nisbeten varlığı daha net ve daha iyi hisseder. Bu ise en yüksek seviyede insan da görülmektedir. Yine Üstad'ın ifadesiyle;

"Elbette hayat, tabaka-i insaniye olan en yüksek mertebeye çıktıkça öyle bir inbisat ve inkişaf ve tenevvür eder ki, hayatın ziyâsı olan şuur ile akıl ile bir insan kendi hânesindeki odalarda gezdiği gibi, o zîhayat kendi aklı ile avâlim-i ulviyede ve ruhiyede ve cismâniyede gezer. Yani, o zîşuur ve zîhayat, mânen o âlemlere misafir gittiği gibi, o âlemler dahi o zîşuurun mir'at-ı ruhuna misafir olup, irtisâm ve temessül ile geliyorlar." (2)

Hayat ruhun ziyasıdır. Hayat; hareket, çoğalma, hissetme, görme gibi hasselerin menbaıdır. Şuur ruhun hülasasıdır. Ruh ve hayat münasbeti için geçerli olan bir durum, şuur ve hayat için de geçerlidir. Zira şuur zihayatlarda bulunur. Hayatın olmadığı yerde ruh, ruhun olmadığı yerde de şuur olmaz. Denebilir ki; hayat, hem ruhun ve hem de şuurun ziyası ve nurudur.

Dipnotlar

(1) Sözler, Yirmi Dokuzuncu Söz.
(2) a.g.e.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...