“Vücudun kemali, hayat iledir. Belki vücudun hakikî vücudu hayat iledir. Hayat, vücudun nurudur. Şuur, hayatın ziyasıdır.” Bu veciz ifadeleri biraz açıklar mısınız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

“Vücudun kemali, hayat iledir. Belki vücudun hakikî vücudu, hayat iledir.”

Vücud; varlık demektir. Taş da vardır, ağaç da hayvan da insan da... Ancak bir şey mutlak zikredildiğinde; o şeyin kemal derecesi anlaşıldığı gibi, varlık denilince de canlı varlıklar, bilhassa insan hayatı akla gelir. Hakikî vücud hayat ile olunca, hayatsız cisimlerin varlıkları hakikî olmayıp sanki mecazî gibidir; yokluğa da varlık kadar yakın sayılırlar. Nitekim dersin devamında, “Denilebilir ki; hayat olmazsa vücud, vücud değildir, ademden farkı olmaz.” buyurulur.

Varlık mükemmelliğini hayat ile tamamlar, çünkü varlığa yüklenen mânâ ve maksatlar, ancak hayat ile tahakkuk edebilir.

"Belki vücudun hakikî vücudu, hayat iledir."

Hatta hayat, varlığın temeli ve esasıdır; hayatsız bir varlık yok hükmündedir. Mesela, elektrik olmadan çamaşır makinası nasıl bir hiç ise, hayat olmadan da varlık bir hiçtir.

"Hayat, vücudun nurudur. Şuur, hayatın ziyasıdır."

Hayat olmazsa, varlığın vücudundaki işlenmiş olan nakışlar ve işaretler görülüp anlaşılamaz. Mesela, gece vakti bir resim sergisinde ışıklar sönse, resimleri görüp takdir etmek imkânsız bir hâle gelir. Hayat ve hayat ile çalışan duygular da varlığın nuru ve ışığı gibidir; bunlar olmadan varlık mânâsızdır ve karanlıktır.

“Şuur, hayatın ziyasıdır.” cümlesinde de benzer bir mesaj verilmektedir. Hayat, bir güneş gibi düşünülürse; o güneşin ziyası şuurdur. Yani şuur, hayattan akıp gelmektedir. Hayatsız şeyin şuuru da olmaz

Yûnus Suresi beşinci âyet-i kerimede, Cenab-ı Hakk’ın güneşi bir ziya (ışık kaynağı) kameri de nur (aydınlık) kıldığı beyan ediliyor. Bu dersteki hikmet dolu ifadelerin bu âyet-i kerîme ile yakın münasebeti var:

Burada vücud güneşe teşbih edilmiş, hayatın ise o güneşten nur aldığı ders verilmiştir. Varlığı olmayanın hayatının da olmayacağı açıktır.

"Hayat, her şeyin başıdır ve esasıdır. Hayat, her şeyi her bir zîhayat olan şeye mal eder. Bir şeyi, bütün eşyaya mâlik hükmüne geçirir."(1)

Mesela, güneş olmasa hayat olmuyor, su olmasa yine olmuyor, toprak olmasa yine olmuyor. Yıldız ve galaksiler intizamlı ve muvazeneli hareket etmeseler yine hayat olmuyor vs. Zira bir yıldız zerre kadar mihverini şaşırsa, bütün kâinat fabrikasını yerle bir edecek. Demek çok uzakta, hayattan alâkasız gibi duran bir yıldızın da hayata bir katkısı ve müdahalesi vardır.

Bu da gösteriyor ki, hayat; bütün kâinattan süzülüp gelen bir meyve ve bir neticedir. Küçük bir arı hayat sayesinde bütün kâinatla alâkadar olup, bütün sebeplerin bir neticesi oluyor. Yani arı basit bir cüz’ iken hayat ile bütün kâinatla alâkadar küllî hükmüne geçiyor. Arı hayat sayesinde bütün o küllî unsurlara efendi oluyor, hayat sayesinde o azametli şeyler arıya hizmet ediyor.

(1) Sözler, Yirmi Dokuzuncu Söz, Birinci Maksat.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...