Hazret-i Âdem’in melaikelere karşı kabiliyet-i hilafet için zuhur eden mucizesi hangisidir? Secde-i melaike, Hilkat-i âlem, Talim-i Esma, Hilkat-i beni Âdem
Değerli Kardeşimiz;
Melekelerin secde etmesi, üstünlüğün bir sebebi değil, neticesidir. Yani Hazreti Âdem (as)'in üstünlüğünü gösterdikten sonra secde ediyorlar.
Hazreti Âdem (as) yaratılmadan önce zaten âlem mevcuttu. Hilkat-i âlemden maksat, hikmet-i hilkat ise zaten talim-i esmada bu mana zımni olarak ona bildirilmiştir. Yani kâinatın asıl yaratılma sebebi, Allah’ın, isim ve sıfatları ile görme ve görülme isteğidir.
Hilkat-i ben-i Âdem kısmen bu mucizenin içindedir. Zira insanı kâinata halife kılan husus, insanın tabiatındaki ve fıtratındaki kabiliyet ve istidatlardır. Allah’ın bütün isimlerini tadıp tartma kabiliyeti yalnız insana mahsustur.
Hilafetin ispatı için zuhur eden mucize talim-i esmadır. Tabi sadece bir isim talimi değil, bu isimlerin tecellilerine mazhariyet de söz konusudur. Yani insan, Allah’ın bütün isimlerine kabil ve münfail bir varlıktır.
“Cenab-ı Hak insanı bütün esmasına cami bir ayine ve bütün rahmetinin hazinelerinin müddeheratını tartacak, tanıyacak cihazata malik bir mu'cize-i kudret ve bütün esmasının cilvelerinin inceliklerini mizana çekecek aletleri havi bir halife-i arz suretinde halk etmiştir.” (Mektubat)
Bir ayette meleklere hitaben mealen şöyle buyurulmaktadır: “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım.” (Bakara Suresi, 30)
“O halifeye kendi irademden kudret ve sıfatımdan bazı salahiyetler vereceğim. O, mahlûkatım üzerinde bir takım tasarrufata sahip olacak ve benim namıma ahkâmımı icra edecek. Benim emir ve kanunlarımı tatbike memur olacak.”
Evet, Cenab-ı Hak “arzda bir halife yaratacağım” dediğinde melaikeler, bir taraftan ondaki şerefi takdir ettiler, diğer taraftan da “Acaba bu salahiyeti alan bu mükerrem halife, istidadını hüsn-ü istimal edebilecek mi? Yoksa bunu, kendi hesabına icraya kalkışarak yeryüzünü fesada mı verecek? diye endişelerini ifade ettiler.
İnsanın Cenab-ı Hakkın yanındaki şeref ve kıymeti o kadar büyüktür ki, bütün meleklerin ona hürmet manasında secde etmesini emretmiştir. Bu emre itaat eden melekler büyük bir şeref kazanırken, gurur ve kibrinden dolayı bu emre karşı çıkan şeytan da ebediyen Allah’ın rahmetinden kovulmuş ve lanetlenmiştir.
Burada meleklerin Allah’ın emrine en ileri derecede itaati, insanın meleklerden daha üstün bir mahiyete sahip olduğu dersi verilmektedir.
Ayrıca İlâhî emirlere isyanın kötülüğü ve kibirlenmenin fenalığı ders verilmektedir.
Bir mümin, her secde edişinde meleklerle arkadaş olmuş olur. Secde etmemesi ise, şeytanın secde etmemesinden bir iz taşır.
Namazın her rüknü, bir yönüyle itaat dersi verirken, diğer yönüyle de tevazu dersi verir, kibri izale eder. Rükû ile kibrin beli bükülür, secde ile yere serilir ve mahvolur.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü