Hazret-i Ali'nin yere yatırıp öldüreceği adamın, tükürmesine karşılık onu öldürmemesi hâdisesinin aslı nedir, o kâfir Müslüman olmuş mudur? Hz. Ali'nin kâfiri kesmesinde nasıl bir ihlas olabilir? Affetse daha güzel olmaz mı neticede o da insan!..

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Cây-ı ibret bir hadise: Bir vakit, İmam-ı Ali Radıyallahü Anh bir kâfiri yere atmış. Kılıcını çekip keseceği zaman o kâfir ona tükürmüş. O, kâfiri bırakmış, kesmemiş. O kâfir ona demiş ki: 'Neden beni kesmedin?'"

"Dedi: Seni Allah için kesecektim. Fakat bana tükürdün; hiddete geldim. Nefsimin hissesi karıştığı için ihlâsım zedelendi. Onun için seni kesmedim."

"O kâfir ona dedi: 'Beni çabuk kesmen için seni hiddete getirmekti. Madem dininiz bu derece safi ve halistir; o din haktır.' dedi." (Mektubat, Yirmi İkinci Mektup.)

Risale-i Nurlardaki bu ibarelerden, o kişinin imana ve hidayete geldiği anlaşılıyor. Ehl-i sünnet âlimleri Şia kaynaklı rivayetlere itibar etmemişlerdir. Bu sebeple Şia kaynaklarında nasıl geçtiği o kadar da kayda değer değildir. Şia mezhebine taassub ve bid’at karıştığı için, hadiseleri sıhhatli ve tarafsız bir şekilde değerlendiremezler. Tarihte bunun misalleri pek çoktur. Biz o kaynakları değil, Ehl-i sünnettin kaynaklarını esas alıyoruz. Ayrıca hadisenin aslı zaten Risale-i Nurlarda kâfi derecede beyan ediliyor.

Müslümanların düşmanla savaşmak için belirli şartlar lazımdır. Bu şartlar oluştuğunda savaş meşru olur ve savaş yapılır. Ondan evvel Müslümanlar, insanları İslam dinine zorlamadan davet ederler, dini anlatmaya gayret ederler. Şayet devlet yönetimi buna karşı çıkarsa, o zaman Müslümanlar bu karşı çıkmaya karşı, savaş kararı alırlar.

Savaş meydanında düşman askerleri ile çarpışmak ve onları öldürmek hem askerin hem de komutanın asli bir vazifesidir. Ayrıca İslam mücahidlerinin cihad esnasında düşman askerini öldürmesi sevap olduğu gibi, düşman tarafından öldürülmesi de şehadettir. Nasıl kahraman ordumuzun millî mücadelede işgalci askerlerle çarpışması dinî ve vatanî bir vazife ve ibadet ise, sahabenin savaş meydanında düşman askerini öldürmesi de en büyük bir vazife ve en azim bir ibadettir.

Yani Hazret-i Ali (ra)’in kesmek (öldürmek) istediği kimse, bir düşman askeridir ve bu hadise cenk meydanında vuku bulmuştur. Ve o kimse, cenkten sonra yere serilip öldürülmek üzere olan bir düşman askeridir. Dolayısı ile onu öldürmek gayr-i insani bir durum değildir. Şayet savaşta düşman askeri öldürmek insanlık dışı bir durum olmuş olsa idi, savaşlar caiz ve mümkün olmazdı.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...