Hazreti Âdem neden cennetten ihraç edildi; şeytan madem insanları yoldan çıkarmak için uğraşıyorsa neden yaratıldı?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Allah, kâinatı ve insanı kendi cemal ve kemalini görmek ve göstermek için yaratmıştır. Ve görmekten ve başkalarının görüp takdir etmesinden de İlahî bir lezzet ve keyif almaktadır. Tabiî bu keyif ve lezzet İlahî bir şuûnattır, insanların keyif ve lezzeti cinsinden değildir. Bu yüzden Üstad Hazretleri "lezzet-i mukaddese" tabirini kullanıyor.

Dünyanın imtihan yeri olması, insanın da imtihana münasip bir şekilde yaratılmasının temelinde, İlahi gaye yatmaktadır. Hazret-i Âdem (as)’in malum meyveyi yiyip cennetten ihraç edilmesi ise işin sadece bir sebebi, bahanesidir. Üstad Hazretleri bu inceliği şu şekilde ifade ediyor:

"BİRİNCİ SUALİNİZ: Hazret-i Âdem'in (a.s.) Cennetten ihracı ve bir kısım benî Âdem'in Cehenneme ithali ne hikmete mebnidir?"

"Elcevap: Hikmeti, tavziftir. Öyle bir vazife ile memur edilerek gönderilmiştir ki, bütün terakkiyât-ı mâneviye-i beşeriyenin ve bütün istidâdât-ı beşeriyenin inkişaf ve inbisatları ve mahiyet-i insaniyenin bütün esmâ-i İlâhiyeye bir âyine-i câmia olması, o vazifenin netâicindendir. Eğer Hazret-i Âdem Cennette kalsaydı, melek gibi makamı sabit kalırdı; istidâdât-ı beşeriye inkişaf etmezdi. Halbuki, yeknesak makam sahibi olan melâikeler çoktur; o tarz ubudiyet için insana ihtiyaç yok. Belki hikmet-i İlâhiye, nihayetsiz makamâtı kat edecek olan insanın istidadına muvafık bir dâr-ı teklifi iktiza ettiği için, melâikelerin aksine olarak, muktezâ-yı fıtratları olan malûm günahla Cennetten ihraç edildi."(1)

Şeytan; Allah’ın isim ve sıfatlarının, dolayısı ile de cemal ve kemalin insanda tezahürü için çalışan bir şer işçisidir. Ama o bunu kendi hür iradesi ile seçmiştir.

“Ve dedik ki: ‘Ey Âdem! Sen ve eşin cennete yerleşin, ikinizin de orada dilediğiniz yerde bol bol yiyin, ancak şu ağaca yaklaşmayın ki, haddini aşan zalimlerden olmayasınız. Bunun üzerine şeytan onları oradan kaydırdı, ikisi de bulundukları o bolluk içindeki yerden çıkardı. Biz de:‘ Haydi kiminiz kiminize düşman olarak inin ve yerde bir zamana kadar kalıp nasibinizi alacaksınız’ dedik.” (Bakara Suresi 2/35-36)

“Yeryüzüne inin” ifadesi onların göklerin üstünde bulunan cennetten yere indiklerini göstermektedir.

İlk insan, ilk peygamber ve bütün insanların babası olan Hz. Âdem kırk yaşında iken Firdevs adındaki Cennet'e götürüldü. Onun sol kaburga kemiğinden Hz. Havva annemiz yaratıldı. Allah Teâlâ onları birbirine nikâhladı. Yasak edilen ağaçtan unutarak ve İblis'in hilesi ile yedikleri için, Hz. Âdem Hindistan'daki Seylan adasına, Havva annemiz ise Cidde'ye indirildi. İki yüz sene Cenab-ı Hakk’a yalvardılar. Tövbeleri kabul edildi. “Sonra Rabbi onu seçkin kıldı; tövbesini kabul etti ve doğru yola yöneltti.” (Taha Suresi, 20/122)

Ebu'l-Hasen-i Şâzelî, Hz. Âdem (as)'in zellesi hakkında şöyle der: “Ne hikmetli bir günah ki, kıyamete kadar gelecek insanlara tövbenin meşru kılınmasına sebep olmuştur.”

Hz. Âdem Arafat ovasında Hz. Havva ile buluştu ve Kâbe'yi inşa etti. Sonra Şam'a geldiler. Burada çocukları oldu. Çocukları çeşitli dillerde konuştu. Neslinden 40.000 kişiyi gördü. 1500 yaşında iken peygamber oldu. Oruç, her gün bir vakit namaz ve gusül abdesti emredildi. Kendisine on suhuf indirildi. Fizik, kimya, tıp, eczacılık, matematik bilgileri öğretildi. Süryani, İbrani ve Arabî dillerde kerpiç üstüne kitaplar yazıldı. Rivayetlerde ve kitaplarda ifade edildiğine göre 2000 yaşında iken cuma günü vefat etti. Hz. Havva validemiz ise ondan kırk sene sonra vefat etti. Kabirlerinin Kudüs'te, Mina’da veya Arafat'ta olduğu ifade edilmektedir.

İlk insan olan Hz. Âdem cennette yaratıldığı için, insanın asıl vatanı cennettir. Yüce Allah onları cennette bırakmadı, çoğalma ve imtihan vesilesi olmak gibi büyük bir gaye için dünyaya gönderdi. Bu hikmetin tahakkuk etmesi için de malum hatayı işlemelerine fırsat verdi. Peygamberler ismet sıfatıyla günah işlemekten muhafaza edildiğine göre, bunu emre karşı gelme olarak anlamak doğru değildir. Peygamberlerin bazı hikmete binaen işledikleri hatalar "zelle" olarak ifade edilir. Hz. Âdem’in cennette iken yasak ağacın meyvelerinden yemesi de zelledir. Nitekim bir ayette mealen şöyle buyrulur: "Doğrusu bundan önce Âdem’e (bu ağaçtan yeme! diye) emrettik, fakat unuttu ve biz onda bir azim bulmadık." (Taha Suresi, 20/115)

Elbette ki bütün bunlar ilm-i ilahide takdir edilmişti. Cenab-ı Hakk'ın insanı yaratmasındaki hikmet ve maksadın tahakkuk etmesi ancak Hz. Âdem ve Havva'nın cennetten yeryüzüne inmesiyle mümkün olmuştur. Hz. Âdem babamız, bütün maddî ve manevî terakkinin, insandaki kabiliyetlerin inkişafı ve onun bütün esma-i İlahiyeye en câmi’ bir ayna olması gibi çok büyük ve ulvî vazifeleri ifa etmek için dünyaya gönderilmiştir. Hz. Âdem cennette kalsaydı makamı melekler gibi sabit kalır, istidatları inkişaf etmezdi. Hikmet-i İlahiye, insanın nihayetsiz makamlara mazhar olması için kabiliyetine göre bir imtihan dünyasının açılmasını irade etmiş, bu hikmete binaen yasak meyveden yedirtip dünyaya göndermiştir. Bu cihetten büyük bir rahmet olmuştur.

İnsanın melekleri geçecek kadar mükemmel bir varlık olduğu gibi, hayvanlardan daha aşağı bir derekeye düşecek kadar da sefil bir varlıktır.

Bunun için de insanların dünya denilen imtihan salonunda bir imtihana tâbi tutulmaları lazımdır ki, tecrübe sonunda ya cennete layık bir kıymet alsın yahut cehenneme ehil olacak bir vaziyete girsin.

Çekirdeklerin ağaç olması için görünüşte karanlık ve sıkıcı olan toprağın altına atılması. Ağaç olmanın yolu oradan geçiyor. Cenab-ı Hak, cennet ambarında duran Âdem babamızı dünya tarlasına gönderdi, sayısız meyve veren bir ağaç olarak cennete dönmesi için de şeytan ateşine oturttu. İbadet toprağına gömdü. Sonunda milyonlarca meyvesi olan ağaç olarak cennete geri döndü.

(1) bk. Mektubat, On İkinci Mektup.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...