"Hem fakirdir. Fakat onun Malik-i Kerimi ona ileride iddihar ettiği mükafatla bir fakir-i müstağnidir." Kur'an şakirdine neden fakir denmiş?
Değerli Kardeşimiz;
Üstad Bediüzzaman Said Nursi'nin bu ifadelerinde Kur’an talebesine fakir demesi, maddi bir yoksunluktan ziyade, manevi bir konum ve kulluk şuuruna işaret eder.
Kur’an şakirdi, kendi nefsinde hiçbir şeye malik olmadığını, sahip olduğu her şeyin Allah’ın bir ihsanı olduğunu bilir. Bu, tasavvufî ve imani bir makam olan fakr halidir. Yani insan, Allah karşısında ne kadar aciz ve muhtaç olduğunu idrak ederse, onun sonsuz rahmetine o derece yaklaşır.
Cümlede geçen "fakir-i müstağnî" ifadesindeki "müstağnî", kimseye minnet etmeyen, gözü tok demektir. Kur’an talebesi, elinde maddi imkân az olsa bile, Rabbine olan güveni sayesinde kimseye boyun eğmez. Maddeten fakir görünse de kalben zengindir; çünkü gerçek mülk sahibini tanımıştır.
İfadede belirtildiği üzere, onun asıl serveti bu dünyada değil, ileride iddihar ettiği yani ahiret için biriktirdiği mükafatlardadır. Bu bakış açısına göre:
- Dünya hayatı geçicidir ve burada bir yolcu gibi yaşar.
- Bütün sermayesini baki olan bir hayat için yatırıma dönüştürür.
- Bu sebeple, fâni olanın peşinde koşmadığı için zahiren fakir görünse de hakikatte ebedî bir servetin varisidir.
Bir de Kur’an hizmetinde bulunan bir kişi, nefsini dev aynasında görmez. Kendini fakir ve muhtaç olarak tanımlayarak, en büyük zenginlik olan Kur’an nurlarından daha fazla istifade etmeye çalışır.
Gerçekten her an Allah’a muhtaç olduğumuz bir gerçektir.
“İnsan her cihetçe kendini müstağni / ihtiyaçsız hissettiği zaman azgınlaşır.” (Alak, 96/6)
mealindeki ayette vurgulandığı gibi, insanlar, Allah’a olan ihtiyaçlarını hissetmemeleri, onları azgınlaştırdığı gibi, kulluğun en açık simgesi olan Allah’a olan ihtiyaçlarını, dolayısıyla kendi fakirliklerini, âcizliklerini idrak etmeleri çok önemli bir kulluk görevi ve bir iman şuurunun yansımasıdır. Yoksa fakirliği istemek, fakirce yaşamak, insanlara fakirliğini göstermek doğru değildir. Nitekim;
"Ey insanlar, hepiniz Allah'a muhtaçsınız. Hiçbir şeye ihtiyacı olmayan ve her türlü övgüye layık olan birisi varsa, o da Allah'tır." (Fatır, 35/15)
mealindeki ayette "fakr" kelimesinin çoğulu olan "fukara" geçmektedir. İnsanlara "fukara" denilmektedir.
Demek ki, “fakr” kelimesi, insanın Allah’a karşı olan sonsuz ihtiyacını ifade eder.
Özetle; buradaki fakirlik bir mahrumiyet değil, her şeyi Allah’tan beklemenin ve ona tam tevekkül etmenin getirdiği manevi bir asalettir.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü