"Menfi unsuriyet fikriyle şark vilayetlerindeki vatandaşlara veya cenup tarafındaki dindaşlara adavet besleyip onlara karşı cephe almak..." İzah eder misiniz?

Soru Detayı

- Cenup ve Şark ile nereler ve kimler kastedilmiş?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Menfi unsuriyet fikriyle şark vilâyetlerindeki vatandaşlara veya cenup tarafındaki dindaşlara adâvet besleyip onlara karşı cephe almak, çok zararları ve mehâlikiyle beraber, o cenup efradları içinde düşman olarak yoktur ki, onlara karşı cephe alınsın.

Cenuptan gelen Kur’ân nuru var; İslâmiyet ziyası gelmiş; o içimizde vardır ve her yerde bulunur. İşte o dindaşlara adâvet ise, dolayısıyla İslâmiyete, Kur’ân’a dokunur. İslâmiyet ve Kur’ân’a karşı adâvet ise, bütün bu vatandaşların hayat-ı dünyeviye ve hayat-ı uhreviyesine bir nevi adâvettir. Hamiyet namına hayat-ı içtimaiyeye hizmet edeyim diye iki hayatın temel taşlarını harap etmek, hamiyet değil, hamâkattir!" (Mektubat, 26. Mektup, Üçüncü Mebhas, Üçüncü Mesele)

Metinde geçen coğrafi terimler hem Türkiye’nin iç yapısına hem de geniş İslam coğrafyasına işaret eder:

Şark Vilâyetleri (Doğu İllerimiz): Öncelikle Türkiye'nin doğu ve güneydoğu bölgelerinde yaşayan vatandaşlarımız yani Kürtler kastedilir. Hitap doğrudan Türk unsuruna baktığı için onlara düşmanlık edilmemesi gerektiğini vurgular. Müellif, menfi unsuriyet yani ırkçılık fikriyle bu bölgedeki insanlara karşı bir ötekileştirme yapılmasının toplumsal birliğe zarar vereceğini vurgular.

Cenup Tarafı (Güney): Bu ifade daha geniş bir daireyi, yani Anadolu’nun güneyinde kalan İslam coğrafyasını (Arap dünyası, Orta Doğu ve ötesi) kapsar. Cenup efradları ifadesiyle, bu coğrafyalarda yaşayan dindaşlarımız kastedilmektedir.

Üstad, güneydeki dindaşlara düşmanlık beslemenin mantıksızlığını harika bir tespitle açıklar: İslamiyet ve Kur’an, coğrafi olarak güneyden (Hicaz’dan) gelmiştir. Ancak bu nur artık sadece bir bölgeye ait değildir; içimizde vardır ve her yerde bulunur. Yani bir Müslüman, güneydeki dindaşına, mesela bir Arap kardeşine ırkçılık saikiyle düşmanlık beslediğinde, aslında o kişinin şahsında o coğrafyadan gelen İslamiyet değerlerine ve Kur’an nuruna da hücum etmiş olur.

Metnin can alıcı noktası, vatanseverlik yani hamiyet maskesi altına gizlenen ırkçılığın aslında bir akılsızlık yani hamakat olduğudur. Çünkü:

Zarar Ortaktır: Doğu'daki Kürt vatandaşlara veya Güney'deki dindaşlarımız olan Araplara cephe almak, toplumsal bünyeyi içeriden çürütür.

Temel Taşları Harap Etmek: İslamiyet, bu milletin hem dünyadaki huzurunun hem de ahiretteki saadetinin temel taşıdır. Bu temele zarar veren bir yaklaşım, toplumu korumak değil, bilakis onun geleceğini yıkmaktır.

Düşman Yoktur: Üstad, "o cenup efradları içinde düşman olarak yoktur" diyerek, aynı kıbleye yönelen müminlerin birbirine düşman olamayacağını, asıl düşmanın cehalet ve tefrika ile beraber mütegallib din düşmanlarının olduğunu hatırlatır.

Özetle; bu pasaj, ırkçılık ve bölgecilik fikirlerinin İslam kardeşliğini zedelediğini, dindaşlarımıza karşı beslenecek bir husumetin doğrudan Kur’an ve İslamiyet’e yöneleceğini, bunun da milletin bekasını tehlikeye atacağını ihtar etmektedir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...