"Hem insan, hodgâmlık ve zahirperestliğiyle beraber, her şeyi kendine bakan..." Zahirperest ve hodgâm olan insanın, hadiseleri yanlış değerlendirmesi konusunu biraz açar mısınız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İnsanın diğer canlılardan ayrılan en ehemmiyetli ciheti "külliyet kesb etmeye müstaid" olmasıdır. Kendisine cüz’î irade verilmiş olan insanoğlu, Allah’ın emir ve yasakları konusunda bir imtihana tabi tutulduğu gibi, kendi istidat sermayesini dar dairelerde boğmak yahut yerinde kullanarak küllileşmek konusunda da ayrı bir imtihan geçirmektedir.

İlim tahsil eden insan birçok sahada söz sahibi olurken, ömür sermayesini sadece dünyanın cüz’î işlerinde tüketen kişi, çocuklukta bildiklerine çok az şey ilave ederek, cüz’iyette kalıp küllîleşmeden bu dünyadan göçer gider.

Sadece rızkını ve düşmanını tanıyan bir hayvanın şuuruyla, kendini bilen, atmosferden yerküresine, Güneş'ten Ay'a kadar pek çok eşyayı tanıyan bir kişinin ilmi, kıyas kabul etmeyecek kadar birbirinden uzaktır. Birincisi cüz’î bir dairede kalmış, ikincisi ise külliyet kesbetmiştir.

İnsan zahirperesttir, yani her şeyin dış yüzüne, görünüşüne önem verir.

Ve insan hodgâmdır, yani kendini beğenir ve bencil bir yapıya sahiptir.

İşte bu insan, kendini beğenme yahut yaratıcısına hamdetme noktasında bir imtihan geçirmektedir.

Yine Nurlarda geçen bir cümle ile konuyu biraz daha açıklamaya çalışalım:

"Çünkü sebeb-i medih olan nimet ve ihsan ve kemâl ve cemâl ve medar-ı hamd olan her şey onundur ve O’na aittir."(1)

İnsan bu âlemde neyi beğenip takdir ederse etsin, Allah’ın bir eserini methetmiş oluyor. Çünkü bu âlemde onun eseri olmayan hiçbir varlık mevcut değil. İnsan kendini beğeniyorsa, Allah’ın ahsen-i takvimde yarattığı en mükemmel mahlûkunu beğenmiş oluyor.

Bu hakikatten gaflet ederek Rabbini unutan ve sadece kendini gören gafil bir insan, zahirde kalmış, hakikate geçememiştir. Bunun neticesi olarak da Allah’ın sonsuz kemalini, cemâlini ve ihsanını mahlûkat aynalarında seyretmek yerine, kendini müstakil bir varlık gibi hayal eder ve sadece nefsinin ve hevesinin tatminiyle meşgul olur. Kendi menfaatini hayatın gayesi bilir, başkalarının da Allah’ın eserleri ve kulları olduklarını bilmezlikten gelir. Onlara rakip firmalar gibi bakar ve onlardan nasıl menfaat göreceğine kafa yorar.

Böyle hodgâm bir insan kendisini çok dar bir daire içinde hapsetmiş, küllîleşmekten uzaklaşmış, cüz’iyette kalmıştır.

Bütün kâmil insanların o yüksek halleri ve meziyetleri ispat eder ki, insan cüz’iyette kalmaya mahkûm değildir. İradesini müsbet yönde kullandığı takdirde küllîleşebilmekte, hakiki manada üstün insan olabilmektedir.

1) bk. Mektubat, Yirminci Mektup, İkinci Makam.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 7.296
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

Kullanıcı

"İnsan zahirperesttir, yani her şeyin dış yüzüne, görünüşüne önem verir."

Sosyal hayatta bir kuruma girildiğinde memur yada görevli önce senin duş görünüşüne bakıyor. Eğer giyim kuşam ve konuşma bozuksa seninle doğru düzgün ilgilenmiyor.

Çok kimseden duydum :" Giyim, kuşam, konuşma güzel olacak. " diye.

Gerçi insanlar için yaşamıyoruz ama aksi takdirde paspas kadar da değer görmüyoruz. 

Buna ne dersiniz? 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Sorularla Risale
Ne diyebiliriz ki realite öyle. İnsanlar kıyafetleriyle karşılanır, İlmiyle ağırlanır, ahlakıyla uğurlanırHz. Mevlana'ya ait olduğu ifade edilen bu sözdeki kıyafet (dış görünüş) meselesi 'ilk bakışta' mazruf kadar zarfın da önemine işaret ediliyor. Nitekim insanın dış görünüşüne çeki düzen vermesi sünnettir. Pasaklı ve pejmürde bir halde olmak iyi bir şey değildir. 
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...