Block title
Block content

"O halde insan nev'inde binler envâ hükmünde sınıflar bulunmayacak." cümlesini izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Şeytanın vücudunda cüz'î şerlerle beraber birçok makasıd-ı hayriye-i külliye ve kemâlât-ı insaniye vardır. Evet, bir çekirdekten koca bir ağaca kadar ne kadar mertebeler var; mahiyet-i insaniyedeki istidatta dahi ondan daha ziyade merâtip var. Belki zerreden şemse kadar dereceleri var. Bu istidâdâtın inkişâfâtı, elbette bir hareket ister, bir muamele iktiza eder. Ve o muameledeki terakki zembereğinin hareketi, mücahede ile olur. O mücahede ise, şeytanların ve muzır şeylerin vücuduyla olur. Yoksa, melâikeler gibi, insanların da makamı sabit kalırdı. O halde insan nev'inde binler envâ hükmünde sınıflar bulunmayacak..."

"Bir şerr-i cüz'î gelmemek için bin hayrı terk etmek, hikmet ve adalete münafidir."(1)

Şeytan ve şerlerin insana musallat edilmemesi, insanda potansiyel olarak bulunan ve şeytan ve şerlerin teması ile açığa çıkabilen binlerce türdeki kabiliyetleri heba edip atıl bırakırdı. İnsan zahirde bir insan iken, potansiyel kabiliyetlerin inkişaf etmesi ile binler insan kuvvetine ulaşabiliyor, bu da şeytan ve şerlerin rekabeti ile olabiliyor. Yani bir insanı bin insan kuvvetine getirmek için, şeytan ve şerlerin ona musallat edilmesi gerekiyor.

Şayet şeytan ve şerler insana rekabet etmek için musallat edilmese idi, insan bir fert olarak kalıp, mahiyetindeki binlerce tür kuvvetinde olan kabiliyetleri geliştirip yükseltemezdi. Ve cüziyette hapis kalır, külliyete ulaşamazdı.

Evet, insan fıtrat ve mahiyet olarak bütün kainata mukabil gelecek bir genişlik ve keskinlikte yaratılmıştır. İnsan sahip olmuş olduğu maddi ve manevi his ve cihazlar sayesinde, Allah’ın bütün isim ve sıfatlarını tartıp ölçebilir. Kainatın umumunda yazılı olan İlahi hakikatler, aynı şekilde insanın mahiyet ve fıtratında da yazılmıştır. Yani insan tek başına bir nevi ya da kainat gibidir.

Bu sebeple insanın bir ferdi ile milyonlar ferdi arasında keyfiyet olarak bir fark yoktur. İnsan bu gibi özellikleri sayesinde, şu kainatın halifesi olmaya namzettir, yani potansiyel olarak kainatın halifesidir. İnsanın bir ferdindeki bu kıymet ve ölçüler, diğer türlerin bırak bir ferdini, tümünde bile yoktur.

Özet olarak; insanın bir ferdini, Allah öyle bir donatmış ki, sair türlere bedel yaratmış. Allah, insana çok hissiyat ve cihazlar vermiş ve duygularına sınır koymamış ki, çok makam ve mertebeleri elde edebilsin ve kainatın halifesi ve neticesi olduğunu gösterebilsin. Yani, Allah, bir insan ile çok mahsulat kaldırsın ve çok maksatları tahakkuk ettirsin. Bu yüzden insanı kayıt altına alıp, sınırsız duygularını susturmak imkansızdır. Lakin insandaki bu kabiliyet ve genişliğin işlerlik kazanıp fiiliyata dönüşmesi; şeytan ve şerlerin temas ve rekabetine bağlanmıştır.

(1) bk. Lem'alar, On Üçüncü Lem'a.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...