"Sıfat mevsufsuz olamaz." cümlesini izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Mevsuf; “bir sıfata sahip olan, o sıfatla vasfedilen, anılan,” demektir.

Bir eserde ilim görülüyorsa bu sıfat bir âlimi gösterir, bir işte hikmet varsa o hikmet bir hâkimden haber verir.

“Ve keza, zevilhayat ve canlı mahlûkata tevzi’ edilen bir rızk-ı âmm vardır. Ve bu rızık sıfatı, geçen sıfatları istilzam etmekle, bir Rezzak-ı Rahîmin vücuduna delâlet eder. Çünkü fiil fâilsiz olamaz.”

Burada söz konusu olan fiil, bütün canlıların rızıklandırılması ve bu rızıkların hikmetle, rahmetle, inayetle tevzi edilmesi, dağıtılmasıdır. Bu ise sonsuz merhamet sahibi bir Rezzak’ın varlığına delâlet eder, “Çünkü fiil fâilsiz olamaz.”

Rızıkların dağıtımı çok hikmetli ve akıllara durgunluk verecek bir mükemmelliktedir. Yeryüzünde, bu gün itibariyle, sekiz milyon canlı türü olduğu tespit edilmiş. Bunlar içerisinde insan nev’i, istidatça en ileri seviyede olmasına rağmen, insanda hırs olduğu ve nefs-i emmaresi kötülüğü emrettiği için insan iradesine bırakılan taksimatta haksızlıklar, adaletsizlikler, hikmetsiz uygulamalar kendini açıkça göstermektedir.

Dünyaya imtihan olmak üzere gönderilen insan nev’i, rızık tevzii konusunda da ayrı bir imtihan geçirmektedir.

Diğer bütün türlerde bu rızık taksimi bizzat Cenâb-ı Hakk’ın ilim ve hikmetiyle, takdir ve tanzimiyle gerçekleşir ve hiçbir türde açlık problemi yaşanmaz.

Bir hadis-i şerifte kuş nev’i misal verilerek şöyle buyrulur:

“Eğer siz, hakkıyla Allah’a tevekkül etseydiniz, sabahleyin aç gidip, akşamleyin tok olarak (yuvalarına) dönen kuşları rızıklandırdığı gibi sizi (de) muhakkak rızıklandırırdı.” (Sünen-i İbn Mace, Kitabu’z-Zühd, B.14, Hds.4164)

Hadis-i şerifte geçen “hakkıyla tevekkül” ifadesinin açıklamasını Üstad Hazretlerinin şu tevekkül tarifinde buluyoruz:

“ … esbabı dest-i kudretin perdesi bilip riayet ederek ve esbaba teşebbüs ise bir nevi dua-yı fiilî telâkki ederek, müsebbebatı yalnız Cenâb-ı Hakk’dan bilmek, neticeleri O’ndan istemek ve O’na minnettar olmaktan ibarettir.” (Sözler)

Hayvanlardaki rızık taksimi çok harikadır, çok geniş ve karmaşık bir konudur. Sadece bir iki hususa temasla iktifa etmek durumundayız.

Denizlerle ormanlara bakalım. Balıklar birbirlerini yemeselerdi, denizler balık cenazesinden geçilmezdi. Ormandaki yırtıcı hayvanlar da otla beslenseler ve et yemeselerdi aynı manzara, daha dehşetli bir şekilde, ormanlarda da kendini gösterirdi.

İnsanın hizmetine verilen koyun, inek, at gibi hayvanlar da etle beslenselerdi insanın onları çalıştırması imkânsız olurdu.

Bizim iğrendiğimiz ve yanından geçerken burnumuzu tuttuğumuz hayvan cenazelerinin kurtlanmaları ve bu küçük varlıkların onları severek tüketmeleri ne kadar ibretli ve hikmetlidir!? Yine bizim sözünü etmekten bile tiksinti duyduğumuz bir hayvana karşı başka bir hayvanın büyük bir iştiyak duyması ayrı bir ibret tablosudur.

Bu misaller, canlı türleri sayısınca artırılabilir. Tümünü birden seyretme ve tefekkür etme imkânından mahrumuz. Bunun için Üstad’ın ifadesiyle “Nihayetsiz melaike envaı ve ruhaniyat ecnası lazımdır.”

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 3.722
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...