"Hem, padişahın marzisi, hem merhamet ve adaletinin muktezasıdır." deniyor. Buradaki “marzisi” ifadesi neyin gereğidir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Acaba bu kadar şefkatli ve kudretli bir padişah, hiç mümkün müdür ki, en ednâ bir adamın en ednâ bir meramını ehemmiyetle yerine getirsin; en sevgili bir yâver-i ekreminin en güzel bir maksudunu yerine getirmesin? Halbuki, o sevgilinin maksudu, umumun da maksududur. Hem padişahın marzîsi, hem merhamet ve adaletinin muktezasıdır. Hem ona rahattır, ağır değil. Bu misafirhanelerdeki muvakkat nüzhetgâhlar kadar ağır gelmez. Madem nümunelerini göstermek için, beş altı gün seyrangâhlara bu kadar masraf ediyor, bu memleketi kurdu. Elbette, hakikî hazinelerini, kemâlâtını, hünerlerini makarr-ı saltanatında öyle bir tarzda gösterecek, öyle seyrangâhlar açacak ki, akılları hayrette bırakacak."(1)

"Marzî" ifadesi, genel manasıyla razı olmak ve bir şeyi isteme ve irade etme anlamındadır.

Risalelerde genel anlamda Cenâb-ı Hakk’ın, Resul-i Ekrem Efendimiz (asm)'den, peygamberlerden ve onların yolunu takip edenlerden razı ve hoşnûd olması anlamında kullanılır.

Marziyat-ı İlahiye, Allah'ın razı olduğu ve istediği şeyler...

Burada ise Cenab-ı Hakk’ın “ahireti yaratma iradesi” manasında kullanılmıştır.

Allah, kâinattaki en basit bir mahlûkunun en basit bir arzusunu ve ihtiyacını görüp temin etsin, ama "Sen olmasaydın eflaki yaratmazdım.”(2) dediği Habib’inin (asm.) en büyük arzusunu, en şümullü ihtiyacını ve en azim talebi olan bekayı vemesin, ahireti yaratmasın; mümkün değildir.

Dipnotlar:

(1) bk. Sözler, Onuncu Söz.
(2) bk. Acluni, II, 164; Hakim el Müstedrek, II/615.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...