"Sana müştak ve müteşekkir şu muti raiyetini başıboş bırakıp idam etme." cümlesinden yokluk mu kastediliyor?
Değerli Kardeşimiz;
Bu cümle Onuncu Söz'de geçtiği için daha çok ahiretin inşası ve mutlak yokluktan kurtuluş olarak izah etmek daha isabetli olacaktır. Zira bir yaver-i ekremin kendi padişahından daima istediği şeyleri tekrar etttiği bu paragrafta vugulanır. Bununla beraber önce hikâyecikler tarzında suretler işlenmiş, arkasında da her bir surete karşılık gelecek hakikatlerle mesele netleştirilmiştir. Bu cümle Beşinci Suret'te geçtiğine göre, Beşinci Hakikate bakıldığında baştan sona Peygamberimizin (a.s.m) saadet-i ebediyeyi Allah'tan istemesi işlenir. Numune için iki küçük yeri buraya almak uygun olacaktır:
"Acaba, bütün benî Âdemi arkasına alıp, şu arz üstünde durup, Arş-ı Âzama müteveccihen el kaldırıp, nev-i beşerin hülâsa-ı ubûdiyetini cami’ hakikat-i ubûdiyet-i Ahmediye (a.s.m.) içinde dua eden şu şeref-i nev-i insan ve ferîd-i kevn ü zaman olan Fahr-i Kâinat ne istiyor, dinleyelim."
Bak: Kendine ve ümmetine saadet-i ebediye istiyor. Bekà istiyor. Cennet istiyor. Hem, mevcudat âyinelerinde cemâllerini gösteren bütün esmâ-i kudsiye-i İlâhiye ile beraber istiyor. O esmâdan şefaat talep ediyor, görüyorsun. Eğer âhiretin hesapsız esbab-ı mucibesi, delâil-i vücudu olmasaydı, yalnız şu zâtın tek duası, baharımızın icadı kadar Hâlık-ı Rahîmin kudretine hafif gelen şu Cennetin binasına sebebiyet verecekti." (Sözler, 10. Söz Beşinci Hakikat)
Bir önceki cümle, “Bizi zeval ve teb’id ile tazib etme” idi. Bu cümle de aynı manayı teyit için kullanılmış oluyor. Cenâb-ı Hak, bu dünyada hadsiz nimetleriyle beslediği, onlara akıl vererek marifet ve muhabbet kapısını açtığı insanları, hususan bu nimetlere karşı itaat ile ibadet ile mukabele eden muti raiyetini zevale mahkûm edip beka nimetinden uzak kılmayacak, onları “müştak oldukları ve layık oldukları saadet-i ebedîyeye” mazhar kılacak, adem zulmetine (yokluk karanlığına) mahkûm etmeyecektir.
"Madem cemal, kemal, rahmet bâkidirler ve sermedîdirler; elbette o cemal-i bâkinin âyine-i müştakı ve o kemal-i sermedînin dellâl-ı âşıkı ve o rahmet-i ebedîyenin muhtac-ı müteşekkiri olan insan, bâki kalmak için, bir dâr-ı bekaya girecek ve o bâkilere refakat için ebede gidecek ve o ebedî cemal ve o sermedî kemal ve daimî rahmete, ebed-ül âbâdda refakat etmek gerektir, lazımdır." (Lem’alar, 30. Lem’a, Altıncı Nükte.)
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar