"Hem şu mahdud arz, hadsiz mu'cizât-ı kudrete mazhar olduğundandır ki, en mühim sekeneleri olan ins ve cinnin kuvalarına, sâir zîhayatlar gibi fıtrî bir had ve hulkî bir kayıt konulmadığı için..." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

“Hem şu mahdud arz, hadsiz mu'cizât-ı kudrete mazhar olduğundandır ki, en mühim sekeneleri olan ins ve cinnin kuvalarına, sâir zîhayatlar gibi fıtrî bir had ve hulkî bir kayıt konulmadığı için nihayetsiz terakki ve nihayetsiz tedenniye mazhar olmuştur."(1)

Bu cümlede üç ayrı mesaj birlikte verilmiş.

Birincisi: Her şeyiyle sınırlı yer olan yer küresinin “hadsiz mu'cizât-ı kudrete mazhar” olması.

Dünyamızda yaratılan her eser bir kudret mucizesidir. Ne bir çiçeğin, ne bir böceğin, ne de insandaki her hangi bir organın mislini getirmek beşer için mümkün değildir. Hepsi ilahi bir sanat eseridir ve her biri kudretin bir mucizesidir.

İkincisi: Yer yüzünün en mühim sekeneleri olan ins ve cinnin kuvalarına fıtrı bir had konulmamış olması.

İnsan dışındaki her bir canlının ruhuna takılan kabiliyetler sınırlıdır. Hiçbiri bu sınırlar dışında bir iş yapamaz. Ama insan öyle değil; hayır olsun şer olsun birbirinden farklı, hatta birbirine zıt sonsuz denecek kadar çok işi yapabilecek bir istidada sahip kılınmış.

Bu iki hakikati birlikte düşündüğümüzde şu hakikat ortaya çıkar:

Yer yüzündeki bu sonsuz kudret mucizelerini hiçbir hayvan türü ne inceleyebilir ne de onlardaki ince sanatı idrak edebilir. Tâ ki onlara hayret etsin ve ruhunda bir hayranlık doğsun. Bu işi ancak kuvvelerine bir sınır konulmamış olan insan nevi yapabilir.

Üçüncüsü: İnsan bu mükemmel ve çok yönlü istidadını hayırda kullandığı takdirde onun için sonsuz terakki kapıları açılır, aksi halde yani istidadını yanlış kullandığı takdirde yine sonsuz bir tedenniye mahkum olur.

1) bk. Sözler, On Beşinci Söz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

mustafakahveci
Evet yukarıdaki yazıda da geçtiği üzere peygamberin ismet sıfatları vardır. Onlar günah işlemezler. Ancak, imtihana tabi tutulmalarını şu şekilde de anlayabiliriz: İşte, bazı vakit oluyor ki, bütün ahali onun elinde olan o padişah-ı âli âciz, zelil bir âsiyi bir emirle idam etmiyor. Belki Hâkim-i Âdil ismiyle onu mahkemeye gönderir. Hem muktedir, hem sadık bir memurunu taltife liyakatini biliyor. Fakat hususî ilmiyle, hususî telefonuyla onu taltif etmiyor. Belki, haşmet-i saltanat ve tedbir-i hükûmet ünvanıyla mükâfata istihkakını teşhir etmek için bir meydan-ı müsabaka açar, vezirine emreder, ahaliyi temâşâya davet eder. Bir istikbal-i siyasî yaptırır, muhteşem bir imtihan-ı ulvî neticesinde bir mecma-ı âlide onu taltif eder, liyakatini ilân eder. Daha başka cihetleri bunlara kıyas et.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...