"Kur’ân nedir, tarifi nasıldır?" sualinin cevabındaki ilk üç tarife delil olabilecek âyetler hangileridir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"BİRİNCİ CÜZ: Kur’ân nedir, tarifi nasıldır?

Elcevap: On Dokuzuncu Sözde beyan edildiği ve sair Sözlerde ispat edildiği gibi Kur’ân;

- Şu kitab-ı kebir-i kâinatın bir tercüme-i ezeliyesi,

- Ve âyât-ı tekviniyeyi okuyan mütenevvi dillerinin tercüman-ı ebedîsi,

- Ve şu âlem-i gayb ve şehadet kitabının müfessiri,.."(1)

Konuyla alâkalı bazı âyetleri aşağıya alıyoruz:

“Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün art arda gelişinde, insanlara yararlı şeyler ile denizde yüzen gemilerde, Allah'ın yağdırdığı ve kendisiyle yeryüzünü ölümünden sonra dirilttiği suda, her canlıyı orada üretip-yaymasında, rüzgârları estirmesinde, gökle yer arasında boyun eğdirilmiş bulutları evirip çevirmesinde düşünen bir topluluk için gerçekten ayetler vardır. (Bakara Suresi, 164)

“O, sizi sarsmaması için yere sağlam dağlar yerleştirdi, ırmaklar ve yollar açtı ki gideceğiniz yere ulaşabilesiniz. (Nahl Suresi, 15)

“Dağları görür, onların durduğunu sanırsın; oysa bulutlar gibi hareket ederler. Bu, her şeyi sapasağlam yapan Allah’ın sanatıdır. Şüphesiz ki O, yaptıklarınızdan tamamıyla haberdardır. (Neml Suresi 88)

“Gaybın anahtarları O'nun Katındadır, O'ndan başka hiç kimse gaybı bilmez. Karada ve denizde olanların tümünü O bilir, O, bilmeksizin bir yaprak dahi düşmez; yerin karanlıklarındaki bir tane, yaş ve kuru dışta olmamak üzere hepsi (ve herşey) apaçık bir kitaptadır.” (En’am Suresi, 59)

“Allah, gökleri ve yeri yaratan ve gökten su indirip onunla size rızık olarak türlü ürünler çıkarandır. Ve onun emriyle gemileri, denizde yüzmeleri için size, emre amade kılandır. Irmakları da sizin için emre amade kılandır. (İbrahim Suresi, 32)

“Andolsun, Biz Âdemoğlunu yücelttik; onları karada ve denizde (çeşitli araçlarla) taşıdık, temiz, güzel şeylerden rızıklandırdık ve yarattıklarımızın birçoğundan üstün kıldık.” (İsra Suresi, 70)

“Karanlıklar içinden) sabahı yarıp çıkaran (da O’dur). Geceyi (içinde dinlenip, rahatlayacağınız) bir sükûnet, Güneş’i ve Ay’ı bir hesaplama ölçüsü kıldı. Bu, Azîz ve Alîm’in takdiridir.” (En'âm Suresi, 96)

“Geceyi ve gündüzü (Allah’ın kudret ve azametine delalet eden) iki ayet kıldık. Gece ayetini silip gündüzü görünür kıldık ki, Rabbinizin ihsan ve lütfunu arayasınız. (Ayrıca) yılların sayısını ve hesabı bilesiniz. Biz, her şeyi böyle detaylı bir şekilde açıkladık. (İsrâ Suresi, 12)

Daha buna benzer birçok âyeti burada takdim etmek mümkündür.

(1) bk. Sözler, Yirmi Beşinci Söz, Mukaddime.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

çekirdek

Selamün aleyküm,

Bence Ayet-i kerimelerin tercüme dedikleri mealleri değil, asılları yazılması daha münasip olur..Soruyu soran zatın kuvve-i ilmiyesi varsa, o ayetlerden delil çıkarır zaten...Çünkü, ""tercüme", ayet değil, olsa olsa ayetin çok noksan ve kısa bir mealidir..Bu sebeple tercüme Risale-i Nura delil olamaz.. Her insan tercüme denilen eserde Risale-i Nurda işaret edilen meseleleri göremez..Çünkü, Risale-i Nurdaki meseleler, Kur'anı ve hadis-i şerifleri bir bütün olarak ihata eden ve icaz ve belağat ilmini bilen bir zat tarafından telif edilmiştir. Zaten, "Kur'an bize yeter" diyen kimseler de, şeriatın çok meselelerini sırf tercümede göremediklerinden dolayı inkar ediyorlar ve vartaya düşüyorlar..Kimin haddi var ki, Kur'an hazinesini (tercümeyi değil) ve hadis-i şerifleri en küçük işaretleri ile beraber bir bütün olarak istikametli bir şekilde ihata etsin ve Risale-i Nurdaki meseleleri güya Kur'ana arzetsin ve delil arasın..Bazı kimseler tercümeyi hatasız ve asıl, Risale-i Nurdaki meseleleri ise, tercümeye arzedilecek ve meselelerine tercümeden delil aranacak bir eser zannediyorlar..Bence bilakis tercüme Risale-i Nura arz edilmeli ve tercümedeki noksanlıklar ve hatalar Risale-i Nurdaki deliller ile düzeltilmelidir.

"Sözlerdeki hakaik ve kemâlât benim değil, Kur’ân’ındır ve Kur’ân’dan tereşşuh etmiştir. Hattâ Onuncu Söz, yüzer âyât-ı Kur’âniyeden süzülmüş bazı katarattır. Sair risaleler dahi umumen öyledir..." (mektubat)

Yazılan bütün otuz üç adet Sözler o âyetin denizinden ve ifâza ettiği hakikat bahrinden otuz üç katredir....(otuzüçüncü söz)

Şu âyetin pek büyük hazînesinden bir miskal zerre miktarında, yani zerre sandukçasında olan cevheri gösterir ve zerrenin hareket ve vazifesinden bir nebze bahseder...(otuzuncu sözden)

"Bütün Sözlerde konuşan ben değilim. Belki, işârât-ı Kur'âniye nâmına hakikattir. Hakikat ise hak söyler, doğru konuşur. ." (Otuz İkinci Söz)

Sözlerimde hata varsa lütfen şefkat ve acımak ile düzeltiniz.

Allah hayırlı işlerinizde muvaffak etsin..

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...