"Hem tecavüz var ki, az bir amel ile çoklarına zarar verip ihafa noktasından ve firavuniyyet cihetinden onlara bir makam kazandırır." cümlesini izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Dalâlette ve küfürde hem adem ve terk var ki, pek kolaydır, hareket istemez. Hem tahrip var ki, çok sehîldir ve âsândır, az bir hareket yeter. Hem tecavüz var ki, az bir amel ile çoklarına zarar verip, ihâfe noktasında ve firavuniyet cihetinden onlara bir makam kazandırır."(1)

Günah ve kötülükler ademidir. Ademi şeylerde ise vücutta olduğu gibi, binlerce sebebin bir araya gelip çalışması gerekmiyor. Aksine, bir sebebin olmayışı ya da iptal edilişi ademe yeterli oluyor. Adem bir eylemsizlik, bir vazifesizlik, bir amelsizliktir. Yapmak değil, bozmaktır. Bundan dolayı neticesi çok büyük zarardır.

Bir binayı yüz ustanın yüz günde yapması vücuttur. O binanın temeline konulan dinamiti ateşleyip, bir saniyede yıkmak ise ademdir. Bu yüzden basit bir dinamiti ateşlemek işinde binlerce sebep ve vücutlar yok oluyor.

Günahlar da tıpkı binanın yıkılması gibi ademidir, yok hükmünde birer eylemdirler. Ancak neticesi çok zarar üreten bir ademi eylemdir. Mesela bir insanı öldürmek çok basittir. Tetiği çekmek ölüm için yeterlidir. Ama o tetiğin neticesinde hasıl olan ölümle insan bedeninde çalışan sayısız hücre ve organlar, binlerce duygu ve hissiyatlar ve ona bağlı olarak koca bir alem çöküyor ve yok oluyor. Bu fiilde, tetiğin tetiği ise insanın basit ve harici bir vücudu olmayan cüzi iradesidir. Yani şer ve kötülük mekanizmasının harekete geçmesi için insanın icat ve yaratmaya kabiliyeti olmayan iradesi tetik olabiliyor.

İnsanın nefis ve şeytanı da bu şer mekanizmasının işlemesi ve hareket etmesi için gönüllü ve meyilli olduğundan, şerden hasıl olan bütün günah ve zulümlerin sorumluluğu insana ait olur. Yoksa, şer mekanizmasındaki cüzü yaratmak fiilinden dolayı, Allah'ı mesul tutmak, kendi sebep olduğu şer eylemsizliğini Allah’a havale etmek doğru değildir.

İhafe, korku vermek ve korku salmak anlamındadır ki, ekseri olarak insanları huzursuz edip insanlığa korku salanlar, dalalet ve küfür ehli olan insanlardır.

Firavuniyet zaten dalalet ve şerre bir unvan olmuştur. Hatta dalalet ve küfrün en derin ve en alçak bir makamına firavuniyet deniyor. Demek şer ve küfür ile ekser insanlara korku salıp onları huzursuz eden sapkınlar, ihafe ve firavuniyet makamına çıkıyorlar ki, cehennemin en yüksek makamı olan gayya kuyusuna müstahak olsunlar. Az bir amel ile cehenneme yuvarlanmak bu olsa gerek.

(1) bk. Lem'alar, On Üçüncü Lem'a, Dokuzuncu İşaret.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...