"Meselâ, bir bahçeyi sulayan cetvelin deliğini açmayan adam, o bahçenin kurumasına ve o nimetlerin ademine sebep ve illet oluyor. Fakat o bahçenin nimetlerinin vücudu, o adamın hizmetinden başka..." Açıklar mısınız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bir hayrın meydana gelip vücut bulması, bütün şartların ve sebeplerin bir araya gelmesiyle mümkündür. İnsanın hayra olan niyet ve arzusu ise, bu şartlardan ve sebeplerden sadece bir tanesidir.

Meselâ; dinin direği olan namazda bizim hissemiz nedir? Namazda yüz tane fiil olduğunu farz edelim; bu yüz fiilden, doksan dokuzunu yaratan Cenab-ı Hak’tır. Bize düşen ise sadece namaz kılmaya niyetlenmek, istemek ve irade etmektir. Çünkü dünyayı döndürüp namaz vaktini getiren, abdest aldığımız suyu yaratan, vücudumuzu namaz kılacak şekilde tanzim eden, namaz kıldığımız mekânı yaratan, okuduğumuz sureleri inzal eden Allah’tır. Kul sadece iradesini namaz kılmakta ya da kılmamakta kullanır. Bu ulvî davete icabet eden bir mümin, Rabbini tazim, tesbih ve zikretmiş olur. Namaz kılmayan kişi ise, Cenab-ı Hakk’ın bu kudsî davetine icabet etmediğinden o âli ibadetin feyiz ve bereketinden mahrum kalır.

İşte, namaz bir iş, bir fiil olmasından, vücudî ve hayırdır; kula verilmez. Kul ancak dua ve talep ile onun sevabını alabilir. Ama namaz kılmamak ise, bir fiil, bir iş olmadığından, ademdir; yani, yok hükmündedir ve kula verilir.

Bir binanın yüz günde, yüz usta tarafından yapılması hayrı ve vücudu temsil eder. O binanın, bir dinamit ile yerle bir edilmesi ademi ve şerri temsil eder.

Bir ağacın yetiştirilmesinde insanın bir iki vazifesi vardır. Geri kalanı tamamen Allah’a aittir. Ama, ağacın bir kibrit ile, bir anda yok edilmesi tamamen kula aittir. Ağacın yetişmesi hayrı, yakılması ise şerri temsil eder. Bir şehri ağaçlandırmak için binlerce insanın binlerce fidan dikmesi ve onları düzenli bir şekilde sulaması ve bakması gerekiyor. Ama şehrin ağaçsız kalması için ağaç dikmemek kâfidir. Şehrin çöl gibi olması bir illet istemiyor, tembellik yeterli oluyor. Ama şehrin orman gibi yeşil olması için büyük bir gayret ve çaba gerekiyor.

Şerde ve ademde bir şartın olmaması yeterli iken, hayırda ve vücutta bütün sebeplerin ve şartların bir arada olması gerekiyor. Onun için insanın hayırda eli kısa, şerde eli uzundur denilmiştir.

Üstad Hazretleri burada bir bahçeyi misal veriyor. Bahçenin gelişip büyümesi ve meyve vermesi için onlarca insan çalışıyor, her biri ayrı bir vazife yapıyor. Bunların hepsinin çalışmasının neticesinde bahçe güzel bir şekil alıyor. Bu binlerce görevden birisi de bahçeye giden su kanalının vanasını açıp kapama işidir. Bu işten sorumlu olan kişi, "Ben şu vanayı açmasam bütün bahçe kurur, öyle ise bahçenin bütün güzellikleri bana aittir" dese, diğer çalışanlara zulüm ve haksızlık etmiş olur. Zira bahçenin kurutulması için bir vazifenin terk edilmesi yeterlidir; ama bahçenin güzelliklerinin oluşması için bütün sebeplerin vazife görmeleri gerekiyor. Vanayı açıp kapamak bu bin vazifeden sadece bir tanesidir.

"Hem vücut, herhalde mevcut bir illet ister, muhakkak bir sebebe istinad eder. Adem ise, ademî şeylere istinad edebilir; ademî bir şey, mâdum bir şeye illet olur..." (Lem’alar, 13. Lem’a)

Vücut; varlık, bir şey yapıp ortaya koymak demektir. Adem ise; yokluk, hareketsizlik, bir şey yapmamak gibi manalara gelmektedir.

Vücut, yani yapılmış, ortaya konmuş bir şey, elbette ki; bir hareket, bir faaliyet ister. Adem ise, yani bir iş yapmamak veya bir şeyi yok etmek olup, bunun için hususi bir çalışma gerekmez, tembelce oturmak kâfi gelir.

Mesela, bir gemiyi sağlıklı bir şekilde hedefine ulaştırmak bir gayret gerektirir. Ancak, gemiyi batırmak için, bir fiile, gayrete ve dikkate lüzum yoktur. Hiçbir şey yapmamak ve uyumak geminin batması için yeterlidir. Hiçbir şey yapmamak ve uyumak ise ademidir. Dolayısıyla vücut, vücudî bir sebep ister; adem ise ademî bir sebeple tahakkuk eder.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...