Üstad, "Hayır, Allah'ın seçtiği şeydir." ifadesini çok kullanıyor. Burada iradenin rolü yok mu?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Hayır, çok şartların ve sebeplerin bir araya gelmesi ile meydana gelen, vücut bulabilmesi için kudret ve ilim gibi sıfatlara muhtaç olan bir hâdisedir. İnsan bu şartları ve sebepleri hazırlayacak kudret ve ilme sahip olmadığı için, hayırda eli çok kısadır. İnsanın elinden sadece dua, iman, şuur ve niyet gelir. İnsan diğer vücudî şartları tahakkuk ettirecek bir mahiyete sahip olmadığı için, hayrı icad noktasında sahip olmakta aciz ve zayıftır.

Netice olarak; insanın, bir hayra sahip olabilmesi; ancak o hayrın varlık sahasına çıkması için lüzumlu bütün sebepleri hazırlaması ve onu varlık sahasına çıkaracak sonsuz kudret, ilim ve iradeye sahip olması ile mümkündür. İnsan, bu vasıflara sahip olmadığına ve olamayacağına göre, yaratma noktasından, hayra sahip olması imkânsızdır. Ama dua ve talep ile o hayrın sevabını alabilir.

Mesela; namaz en ulvi bir ibadet ve en büyük hayırdır. Bu ulvi davete icabet eden bir mü’min, Rabbini ta’zim, tesbih ve zikretmiş olur. Ancak kişi bundan kendisine bir hisse çıkaramaz. Çünkü dünyayı döndürüp namaz vaktini getiren Allah’tır. Abdest aldığımız suyu yaratan Allah’tır. Vücudumuzu namaz kılacak şekilde tanzim eden Allah’tır. Namaz kıldığımız mekânı yaratan Allah’tır. Okuduğumuz sûreleri inzal eden Allah’tır. Kul sadece iradesini kılmakta ya da kılmamakta kullanır. Namaz kılmayan kişi Cenab-ı Hakk’ın bu kudsî davetine icabet etmediğinden o âli ibadetin feyiz ve bereketinden mahrum kalmış olur.

Namaz kılmak için bütün âza ve cihazların yerinde olması lazımdır. Secde ve rükû için, hareket yapmak, vücudu çalıştırmak gereklidir. Bir kolun kalkıp inmesi için, binlerce reaksiyon olduğunu tıp ilmi beyan ediyor. Bir namazın vücut bulması, binlerce şartın vücuduna bakıyor. Onların bir araya getirilmesi ile mümkün.

Namaz fiilinde, faraza bin fiil varsa, bunun dokuz yüz doksan dokuzunu, bütün şartları hazırlayan ve yerine getiren Allah’tır. İnsana ait olan kısım ise, sadece cüz’î iradesi ile talep etmektir. İnsan namaza icad noktasından değil; taleb ve dua noktasından, acizliğini ilan, fakirliğini izhar etmekle sahiplenebilir. Yoksa ben yapıyorum, ben ediyorum edası ve tavrı ile sahiplenmek, büyük bir zulümdür.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...