"Her bir kemalin, her bir ilmin, her bir terakkiyatın ve her bir fennin bir hakikat-ı âliyesi vardır ki, o hakikat bir ism-i ilahiyeye dayanıyor. Pek çok perdeleri ve mütenevvi tecelliyatı ve muhtelif daireleri bulunan..." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Üstad Hazretleri bu ifadelerinde, her bir fen ilminin Allah’ın bir isminin tecellisi olduğunu ve o isme dayandığını söylüyor. Öyle ise fen ilimlerinin en büyük vazifesi ve hedefi, dayandığı ismin hakikatini ilan edip neşretmektir.

"Mesela, hendese bir fendir. Onun hakikati ve nokta-i müntehası, Cenab-ı Hakk’ın ism-i Adl ve Mukaddir’ine yetişip hendese âyinesinde o ismin hakîmane cilvelerini haşmetiyle müşahede etmektir."

"Mesela, tıp bir fendir hem bir sanattır. Onun da nihayeti ve hakikati, Hakîm-i Mutlak’ın Şâfî ismine dayanıp eczahane-i kübrası olan rûy-i zeminde rahîmane cilvelerini edviyelerde görmekle tıp kemalâtını bulur, hakikat olur."

"Mesela, hakikat-i mevcudattan bahseden hikmetü’l-eşya, Cenab-ı Hakk’ın (cc) ism-i Hakîm’inin tecelliyat-ı kübrasını müdebbirane, mürebbiyane; eşyada, menfaatlerinde ve maslahatlarında görmekle ve o isme yetişmekle ve ona dayanmakla şu hikmet hikmet olabilir. Yoksa ya hurafata inkılab eder ve malayaniyat olur veya felsefe-i tabiiye misillü dalalete yol açar."

"İşte sana üç misal, sair kemalât ve fünunu bu üç misale kıyas et."(1)

Burada zikredilen üç misal, meseleyi gayet güzel bir şekilde izah etmektedir.

İşte her bir fen böyle bir isim ile neticelenip kemal buluyor ve bulabilir.

1) bk. Sözler, Yirminci Söz, İkinci Makam.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...