Hafıza ve çekirdekteki program, levh-i mahfuza nasıl delil olur, biraz açıklar mısınız? Levh-i mahfuzun varlığı ve hikmeti hakkında, Risale-i Nur ışığında bilgi verir misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Levh-i Mahfuz" her şeyin kayıt altına alınıp muhafaza edildiği, mahiyetini bilemediğimiz büyük defter mânâsına geliyor. Ve birçok âyette de levh-i mahfuzun varlığı ifade edilmiştir.

"Allah, dilediğini ortadan kaldırır ve bırakır. Kitabın anası O'nun katındadır. (Ra'd Suresi, 13/39)

"Şüphesiz o, katımızdaki ana kitapta (Levh-i Mahfuz'da) mevcuttur, çok yücedir, hikmetlerle doludur."(Zuhruf Suresi, 43/4)

"Şüphesiz biz, toprağın; onlardan neleri eksilttiğini bilmekteyiz. Yanımızda (o bilgileri) koruyan bir kitap vardır."(Kaf Suresi, 50/4)

"Yeryüzünde ve kendi nefislerinizde uğradığınız hiçbir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce, bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da) yazılmış olmasın. Şüphesiz bu, Allah'a göre kolaydır."(Hadid Suresi, 57/22)

"İşte bu tırnak kadar kuvve-i hafızanın, bahr-i umman gibi bir vüs'ati ve güneş gibi bir ihatalı nuru ve bir ziya-yı mânevîsi ve zemin yüzü kadar geniş sayfaları olmazsa bu hal olamaz. Bu ise yüz binler derece muhal muhal içinde ve imkânsız olduğundan, elbette ve elbette bu küçücük tırnak kadar hafıza, Levh-i Mahfuz bir sahife-i kader ve kudreti olan Alîm-i Mutlakın, ilim ve hikmet ve kudretiyle, o Levh-i Mahfuzun bir nümunesini beşerin kafasında halk eylemesine kudsî bir şehadet eder." (Emirdağ Lâhikası-II,83. Mektup)

İnsanların cebindeki nüfuz cüzdanları bir nüfus kütüğünü ve merkezini gösterip işaret ediyorsa, aynı şekilde her insanın kafasındaki tırnak kadar küçük hafızası da büyük bir levh-i mahfuzu gösterip işaret ediyor.

Her evdeki telefon, nasıl büyük ve merkezi bir istasyonu gösteriyor ise, aynı şekilde insanların hafızası da levh-i mahfuza işaret eden birer ahizeler hükmündedir.

Teknolojinin ürettiği bellekler de bu büyük hafızanın varlığına işaret eden verilerdir. Yani bilgisayarların bellekleri ana bellek olan levh-i mahfuzun küçük bir numunesidir.

Çekirdekler de bu noktada hafıza ve bellekler gibidir. Onlar da program olarak levh-i mahfuza benziyorlar.

“Çekirdeklere nefh-i ruhla müjdelemesi zamanına dikkat et ki, o nihayet derece karışık ve karışmış ve birbirine benzeyen o tohumcuklar, ism-i Hafîzin tecellîsi altında, kemâl-i imtisalle, hatasız olarak, Fâtır-ı Hakîmden gelen evâmir-i tekviniyeyi imtisal ediyorlar. Ve öyle tevfik-i hareket ediyorlar ki, onların o hareketlerinde bir şuur, bir basiret, bir kast, bir irade, bir ilim, bir kemal, bir hikmet parladığı görünüyor. Çünkü, görüyorsun ki, o birbirine benzeyen tohumcuklar, birbirinden temayüz ediyor, ayrılıyor.

Meselâ bu tohumcuk bir incir ağacı oldu, Fâtır-ı Hakîmin nimetlerini başlarımız üstünde neşre başladı. Serpiyor, dallarının elleriyle bizlere uzatıyor. İşte bu, ona sureten benzeyen bu iki tohumcuk ise, gün âşıkı namındaki çiçekle, hercai menekşe gibi çiçekleri verdi. Bizler için süslendi. Yüzümüze gülüyorlar, kendilerini bizlere sevdiriyorlar.

Daha buradaki bir kısım tohumcuklar, bu güzel meyveleri verdi. Ve sümbül ve ağaç oldular. Güzel tad ve koku ve şekilleriyle iştahımızı açıp, kendi nefislerine bizim nefislerimizi davet ediyorlar. Ve kendilerini müşterilerine feda ediyorlar. Tânebâtî hayat mertebesinden, hayvânî hayat mertebesine terakki etsinler.

Ve hâkezâ, kıyas et. Öyle bir surette o tohumcuklar inkişaf ettiler ki, o tek kabza, muhtelif ağaçlarla ve mütenevvi çiçeklerle dolu bir bahçe hükmüne geçti. İçinde hiçbir galat, kusur yok. فَارْجِعِ الْبَصَرَ هَلْ تَرٰى مِنْ فُطُورٍ sırrını gösterir. Herbir tohum, ism-i Hafîzin cilvesiyle ve ihsanıyla, ona pederinin ve aslının malından verdiği irsiyeti, iltibassız, noksansız muhafaza edip gösteriyor.” (On Yedinci Lem'a)

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...