“Her şey her şeyinde ve her şe’ninde tek bir Hâlık-ı Zülcelâle muhtaçtır.” Bu cümleyi şeyler ve şe’nleri nokta-i nazarından nasıl anlamalıyız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Şe’n kelimesi mahlûkat için kullanıldığında hal ve kabiliyet mânâlarını ifade eder. Çoğulu şuûnâttır. Cenab-ı Hak hakkında kabiliyet kelimesi kullanılmaz. Şuûnat, İlâhî sıfatları icraata sevk eder. Bunun en güzel misali, Cenab-ı Hakk’ın bilinmeye muhabbet ederek mahlûkatı yaratmasıdır. Meselâ merhamet İlâhî bir şe’ndir. Allah bir muhtaca merhamet dilediğinde ona yardım etmeyi irade eder ve onun ihtiyaçlarını kudretiyle yaratır. Bu kısa açıklamadan sonra şe’n kelimesinin bu dersteki kullanımı üzerinde duralım.

Her şeyin her şey’ine kendimizden misal verelim. Biz bir şeyiz ve bizim çok şeylerimiz vardır. Göz, kulak, el ayak, mide ciğer gibi organlarımız, akıl, hafıza, hayal, sevgi, korku gibi manevî duygularımız, latifelerimiz vardır. Bunların her birinin ihtiyaçları farklıdır ve bütünü Allah’ın ihsanıyla yerine getirilir.

Dersin tamamında şe’n kelimesi mânâ olarak birkaç kez yer almıştır. Mesela: “Zaaf-ı mutlak içinde bir kuvvet-i mutlaka tezâhürâtı var.” Toprağa atılmış bir tohum üzerinde konuşalım. Bu tohum mutlak bir zaaf içerisindedir, yani kendisinde kuvvet, kudret namına hiçbir şey yoktur. O bu halde iken toprak unsurundan, havaya, suya, güneşe kadar her şey onun imdadına koşarak onu başak haline getirir. İşte o başakta “zaaf-ı mutlak içinde bir kuvvet-i mutlaka tezâhürâtı” görünür.

Bu misali, acz-i mutlak içinde bir kudret-i mutlakanın âsârının görünmesine, fakr-ı mutlak ve kuruluk içinde bir gınâ-i mutlakın tezâhürâtının olmasına da, …, aynen tatbik edebiliriz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...