"Her şey kaderle takdir edilmiştir. Kısmetine râzı ol ki, rahat edesin." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Kader, nizam ve ölçü demektir.

Kader ihtiyarî ve ızdırarî olmak üzere ikiye ayırılır. İnsanın kendi cüz’î iradesi ve kudretiyle işlediği fiil ve ameller ihtiyarî kaderdir. İnsan neyi tercih ederse, Allah da onu yaratır. Kişi camiye de gitse, şer bir yere de gitse yürümeyi yaratan Allah’tır; isteyen ve tercih eden ise kuldur.

Izdırarî kader ise, insanın iradesi ve kudreti dışında meydana gelen her şeydir. Hangi ana babadan dünya geleceğimiz, boyumuz, göz rengimiz vs. bunlar bizim irademiz dışında olan ızdırarî kaderdir.

Cenâb-ı Hak fertlerin ve cemiyetlerin dünya ve âhiret saadetleri için takip etmeleri gereken yolu tâyin ve takdir etmiştir. Bu yolda gidenler saadet ve selâmete ererler; aksi yolda gidenler felâket ve sefalete düşerler. Çünkü O Hakîm-i Âdil, saadet sebeplerine tevessül edenlere saadet, felâket sebeplerine teşebbüs edenlere de felâket takdir buyurmuştur.

"Her şey kader ile takdir edilmiştir, kısmetine razı ol ki rahat edesin" sözü, daha ziyade kaderin geniş dairesine bakıyor. Yani insan, iradesi dışında meydana gelen şeylerde teslim ve tevekkülle mükelleftir.

Nasip meselesinde insan cüz’î iradesini kullanıp üzerine düşeni yerine getirmekle mükelleftir, neticeyi vermek ise Allah’ın takdiridir. Kişi “nasibimde ne varsa o olur” diyerek çalışmayı, sebeplere riayet etmeyi terk edemez. Öyle ise insan, elinden geleni yapıp neticeye razı olmalıdır.

Nasip ne Cebriyecilerin iddia ettiği gibi bütünü ile kaderin tahakkümüdür, ne de Mu’tezilenin iddia ettiği gibi, yüzde yüz iradenin elindedir.

Güneş'in doğması ve batması nasıl belli bir kanun ve âdet üzere sabit ise, aynı şekilde insanın doğması ve ölmesi de kaderin takdiri ile sabittir, değişmesi mümkün değildir. Üstad Hazretleri bu hakikati şu şekilde tasvir ediyor:

“... İsterse başını taşa vursun ki, o yazıları silsin-fakat başı kırılır, yazılara bir şey olmaz ha!”(1)

Hâl böyle iken, insan kaderin bu kat’î takdirine teslim ve tevekkül edip dünyanın yükünden ve endişelerinden sıyrılmalı ve tam bir huzur içinde mutlu bir hayat sürmeye çalışmalıdır. Eğer aksini yaparsa, her hâdiseden korkar, hayat ona büyük bir yük ve sıkıntı olur. "Kadere iman eden kederden emin olur" kaidesi bu mânaya güzel bir levhadır.

(1) bk. Mesnevî-i Nuriye, Habbe.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...